Pazartesi, 21 May 2012
 
 

Arama

En Son Yorumlar

Kardeş Siteler

Yavuz Ağıralioğlu
Tacettin Dergahı
Haber Hilal
Kırk Ambar
Birlik Sağlık-Sen
Birlik Eğitim-Sen
boş
Diğer Kardeş Siteler İçin Tıklayın

Anketler

Muhteşem Yüzyıl dizisi için ne düşünüyorsunuz?
 

MUHSİN BAŞKAN
Okunma Sayısı: 1237
Serdar ŞAHİN
Yazar Serdar ŞAHİN   
Pazar, 03 Nisan 2011 20:35

 

 

MUHSİN BAŞKAN

 

Muhsin Başkan’ın yüreğimizi bir dağ başında , karlar altında bırakarak ‘sır olmasının’  üzerinden tam iki yıl geçti. Allah’tan geldiğimize ve yine O’na döneceğimize iman etmiş olanlarız. Allah mekanını Cennet eylesin.

 

Başkanın şahsi hikayesinde bir neslin hikayesinin gizli olduğu sıklıkla vurgulanır.Doğrudur. Ödenen bedelin ağırlığını her yürek kaldıramaz. Hatıra denilen şey bazen unutulmak istenenlerin hatırlanmasıdır.  Hafıza ise dipsiz bir kuyudur.

 

Çocukluktan gençliğe geçişin insanın içinde, tüm dünyayı tutuşturacağını düşündürten ve ateşten başka hiçbirşeye benzetilemeyen tarafları vardır.  O devirlerde insan çok sever, çok nefret eder, çok ağlar, çok güler.

 

1950 lerin ortasında, toprakları üzerinde yaşayanların, hem tarihi hem de coğrafi anlamda dünyanın ortası olarak kabul ettiği bir ülkenin, tam da ortasında doğan bir çocuk, 70 ler boyunca başında kavak yelleri esmesi gereken bir yaşında, kendisini yüreğinde bir yangın, sokaklarda başka bir yangının ortasında bulursa ne olur ? Bu sorunun harareti, aradan geçen onca yıla rağmen toplumumuzun vicdanını kavurmaya devam ediyor.

 

Muhsin Başkan bir şeyleri çok ve karşılıksız sevmenin, hesapsızca ve masumiyeti yitirmeden sevmenin timsaliydi bizim için. Kah yürüyerek kah koşarak içinden geçtiği o karanlık çağ, onun ruhunu karartamamış, soğuk zindan yüreğini soğutamamıştı. Hilali, gülü ve hakikati çok sevmişti o. Hayatı da ölümü de buna şahitlik etti,ediyor.

 

Dünya sisteminin iki kutuplu  bir dünya varmış gibi yaptığı ve birbirinin ‘azılı’ düşmanı olmak rolü vererek insanlığı uyuttuğu iki yüzü/ideolojisi kapitalizm ve sosyalizmin safında durmanın yegane yol olarak belirlendiği/dayatıldığı bir dönemden geçti dünyamız. Toplumsal etkileri hala devam eden 12 Eylül Darbesine doğru hızla akan bir nehrin içinde ‘Ülkü Ocakları’nın bir numarası’ olarak saf tutan Muhsin Başkan darbenin ardından uzun süre hapis yattı, işkence gördü. Hapisten çıktıktan sonra kenara çekilmedi, tam tersine daha büyük mücadelelere girişti. 28 Şubat sürecindeki sağlam duruşu ve kararlılığı ile bir kere daha müstekbirlere karşı nasıl durulacağının, güce tapanlara karşı inanılan değerlere  nasıl sahip çıkılacağının siyasi tarihimizde ender rastlanan örneklerini gösterdi. Çok sevdiği bu milletin kahir ekseriyeti tarafından çok sevildi, sayıldı fakat  neredeyse hiç anlaşılamadı.

 

Muhsin Başkan Türkiye’de örneklerine çokça rastladığımız ‘siyasetçi’lerden değildi. Bir davanın adamıydı. Şairin ‘Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük dediği’ bir davanın yorulmak bilmeyen sevdalısıydı. Çünkü ‘aşkın bir adı da yorulmamaktı.’.  Sandık başında verilen kararlar hep ‘rasyonel’ ve pragmatist’, ehven-i şer anlayışını yansıtan ve ‘oyları bölmeyelim’ kaygısıyla verilen  kararlardı. Muhsin Başkan’ın Büyük Birlik’inin yüzde 1 lerde kalması O’nun ‘naiflik’ olarak algılanan dürüstlüğüyle ve ‘irrasyonellik’ olarak yaftalanan kendi hakikat ve hayallerinin sözcüsü olmaklığıyla açıklanabilir belki de. Yada en iyisi bu konuda uzun uzun susulabilir.

 

Muhsin Başkanın bağlı olduğu ruh kökü toynakları taşlara vurdukça kıvılcımlar çıkaran doru atlar üstünde Anadolu’ya sel gibi akıp, burayı bize vatan yapan yiğitlerin, gazi-dervişlerin bağlı olduğu bir köktü. Topraktan yaratıldığını hiç unutmayan, tevazuunu hiç kaybetmeyen bir derviş misali Anadolu toprağına karıştı şimdi Muhsin Başkan.

 

Nagehan ol şara vardım

Ol şarı yapılır gördüm

Ben dahi bile yapıldım

Taş u toprak arasında

(Hacı Bayram-ı Veli)

 

 

Sevenlerinin yüreğine dindirilmez bir sızı ve bu dünyanın oyununa da, oyuncaklarına da tenezzül etmeyen etmeyen dupduru bir hikaye bırakarak göçtü bu diyardan.

 

Bir garip ölmüş diyeler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin.

(Yunus Emre)

 

Arkadaşları ile beraber Hakk’a  yürüdüğü o şüphesiz kaza(!) sürecinde yaşananlar toplumun vicdanını ciddi şekilde yaraladı.

 

Bu dünyada bir nesneye

Yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere

Gök ekini biçmiş gibi…

(Yunus Emre)

 

 

 

Şimdi O’nun sevenlerine düşen görev  ‘Büyük Birlik’ten kastın ne olduğunu düşünmek, insan olarak hem  içe doğru hem de dışa doğru birliğin yolarını araştırmak,birliğin yollarına düşmek, birliğin dağlarına tırmanıp, dağları sevdalarına şahit kılmaktır. Başkan bu anlamda ‘politik bir miras’ bırakmamıştır. Eğer salt bir parti olarak değerlendiriyorsanız onsuz bir Büyük Birlik Partisi hiç mesabesindedir. Çünkü insanları sayan ama tartamayan demokrasimiz içersinde mezkur partinin oy oranı yüzde 1 idi. O 1 (bir) sadece bir rakam değildir. Şimdi o 1 de gitmiştir. Çünkü O 1 (bir) Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahsında tecessüm eden ahlak ve şahsiyet güzelliğidir. Başında 1 olmayan sıfırların değerini dört işlemle iktidar fıkraları üreten siyasetçiler bile tahmin edebilir.

 

Büyük Birlik’in bir partiye isim olmasının ötesinde bir fikir-aksiyon hareketi olduğunu düşünenler içinse, Birlik’e giden yolları gizleyen, tıkayan, geçişe kapayan,havaya uçuran dünya sisteminin çözümlenmesi ve Türkiye’deki taşeronlarının faaliyetlerinin ifşaı,Alem-i İslamı’ın hal-i perişanının sebep ve neticelerinin idraki, millet ve devletimizin berhava edilmek istenen izzet ve haysiyetinin muhafazası ile insanın en temel meselerini ve varoluş hikmetini hiçe sayarak üretim-tüketim sarmalı içerisinde harcanan  insan onuru ve tabiat değerlerine sahip çıkılması ‘sürekli  gündemin’ değişmez  maddeleridir.

 

 

 

 

 

 

Bizim büyük bir birliğin hayalini kuran Muhsin Başkan’ın ardından söylediklerimiz,  her göçeni timsah gözyaşları içerisinde ‘takdis’ederek ‘dokunulmazlaştıran’ her devrin adamlarının söylediklerine benzemez. Bizim sözümüzün özünde:’Ölülerinizi hayırla yad ediniz.’ buyuran Efendimizin hikmetli yaklaşımı vardır.Muhsin Başkan’ı Anadolu ruhu (bu toprakların tertemiz mayası) yetiştirmişti.Onu olanca tabiiliği içinde özel kılan, yani temiz kalmasını sağlayan bu mayaydı.Bize ‘Gardaş’ diyerek hal hatır soracağı gün mahşer günüdür artık.Son gecesinde Rahman Suresi’ni okuduğunu öğrendik geçtiğimiz günlerde gazetelerden. Rabbimizin kendisine Rahman ismiyle muamelede bulunması için dua ediyoruz.

 

 

‘Ey sonsuzluğu sahibi

Sana ulaşmak istiyorum’

 

diyen Başkan , O’ndan gelmişti ve yine O’na (cc) rücu etti.

 

Yahya Kemal’in

 

‘Tekrar mülaki oluruz  bezm-i ezelde

Evvel giden ahbaba selam olsun erenler’

 

beyiti artık bize bambaşka şeyler söylemektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."