| Ey Muhsin Yazıcıoğlu'nun yoldaşları: Sizin İçin Sınır Neresi?! |
| Zahid ARAS | ||||||
| Yazar Zahid ARAS | ||||||
| Çarşamba, 30 Mart 2011 15:35 | ||||||
|
Ey Muhsin Yazıcıoğlu'nun yoldaşları: Sizin İçin Sınır neresi?!
Karşıtı var olmayan hiçbir kavramın gerçekliğinden emin olamaz insan. Güzeli anlamlı kılan çirkinin varlığı, iyiyi anlamlı kılan ise kötünün varlığıdır. Ve en nihayetinde hayata anlam yükleyen ise ölümdür… Ölüm! Çaresiz son... Ölüm durur bütün soğukluğuyla hayatın karşısında, çünkü ölümdür sonlandırabilecek tek şey hayatı. İnsan da çareyi sonun karşıtında arar tabi olarak… Sonsuzluk! Büyük uğraş…
İki yol vardır bu menzile giden; biri inanç, diğeri ahlâk. İkisi de aynı şeyi söyler insana.
Kazanabileceklerin, vazgeçebileceklerin kadardır. Çünkü ikisi de zâfiyetler üzerine inşa edilmiştir. Zayıf olan insandır. Bu yolda karşılaşır insanlar birbirleriyle. Aynı şeylerden vazgeçenler, aynı menzile varmak isteyenler, aynı inançlara yahut aynı ahlâka sahip olanlar, aynı yola revân olmuşlardır çünkü. Bu yolda arkadaşlık ederler birbirleriyle. Yol arkadaşları... Ülküdaşlar… Ülkücüler de böyle bir araya gelmişlerdir. Ve ülküdaşlığın gerektirdiği bütün imtihanları muvaffâkıyetle aşmışlardır. Sonra bir kısmı, bizim inançlarımız farklı demişlerdir, bizim ahlâkımız farklı, bizim sınırlarımız farklı, bizim yolumuz farklı. Onlar artık daha farklı bir yolda yürüyen ülküdaşlardır. Hiç birinin diğerinden bir farkı yoktur, hepsi eşittir. Eşitler arasında birinci ise Muhsin Yazıcıoğlu’dur. Bir sürü insan katılmıştır kervanlarına. Önde onlar, arkada onlarla aynı şeylerden vazgeçenler, aynı menzile varmak isteyenler, aynı inançlara ve aynı ahlâka sahip olanlar, aynı yola revân olmuşlardır. Allah onlardan razı olsun… Ve Muhsin Yazıcıoğlu iki yıl evvel sonsuzluğun sahibine kavuşmuştur. Bıraktığı mîras ise arkadaşlarıyla oluşturduğu ortak inanç, ortak ahlâk, ortak sınırlarıdır. Lâkin bundan sonra yaşananlar ise çok gariptir! Muhsin Yazıcıoğlu’ndan geriye kalan ve bu ortak değerlerin on beş senede oluşturduğu vakardan başka bir mânâ ifade etmeyen BBP Genel Başkanlık makâmı, otuz beş yıldır aynı yolda yürüdüğünü söyleyen Yalçın Topçu’ya emânet edilmiştir. Peki Yalçın Topçu, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının emeğiyle, yıllardır parti veya ocakların herhangi bir kademesinde vazîfe yapanların emeğiyle ve hepsinin ortak inançlarıyla var olan vakarı, var olan sınırları muhafaza edebilmiş midir? Yalçın Topçu, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının üç gün kar altında kalmasında sorumluluğu bulunan, İsmail Güneş’in ise katili olanlara günlerce televizyonlardan teşekkür etmiştir! Büyük Birlik Partilililer, Alperenler, yani Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları ise susmuştur… Yalçın Topçu, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının duymaya dahi tahammül edemeyeceği kelimelerle, Muhsin Yazıcıoğlu daha karlar altında yatarken aday olmayacağına dair tutamayacağı sözler vermiş ve fakat yerine getirmemiştir.
Büyük Birlik Partilililer, Alperenler, yani Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları ise susmuştur… Yalçın Topçu defâatle sözler vermiş ve verdiği sözlerde durmamıştır. Büyük Birlik Partilililer, Alperenler, yani Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları ise susmuştur… Ve en sonunda Yalçın Topçu Büyük Birlik Partilililerin, Alperenlerin, yani Muhsin Yazıcıoğlu’nun en çok sevdiklerini ifade ettikleri Muhsin Yazıcıoğlu hakkında da Yıldızlara Doğru isimli programda, ahlâksızca ifadeler kullanmıştır. Büyük Birlik Partilililer, Alperenler, yani Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları ise yine susmuştur… Belli ki Yalçın Topçu bu vakarı koruyamamış ve koruyamamaktadır. Lâkin burada sorunun muhatabı olması gereken Yalçın Topçu değildir. Ey Büyük Birlik Partililer! Ey Alperenler! Ey Muhsin Yazıcıoğlu’nun Yol Arkadaşları! Sizin inancınız nedir? Ya da belki daha da önemlisi: Muhsin Yazıcığlu’ndan size/bize kalan bu mudur?
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
