| Son… |
| Adnan İSLÂMOĞULLARI | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yazar Adnan İSLÂMOĞULLARI | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Perşembe, 07 Temmuz 2011 13:17 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Son…
1980’li yıllar…
Ankara / Kocatepe’deki evimizin mutad misafiri Gâlip Erdem Ağabeyimiz. Kolası ve sigarası hazır edilmiş, hafızalarımızda yine derin izler bırakacak hasbî bir sohbetin içindeyiz… O vakitler sigara bu denli tü kaka edilmemiş, evimizin salonu duman dumana.. Çünkü sigarayı en güzel Gâlip Ağabey içiyor, durumdan mustarip olan yalnızca Aslan Atlı, o da pasif içiciliğe razı o gece..
Sohbetin konusu ne olabilir ki?
Yine “Alyuvarlar ve Akyuvarların Hikâyesi” yine “Benim Eugenie Grandetlerimin”in hikâyesi yine “Ülkücülerin” yine “Türk Milletinin” ve yine “Türk Devlet”inin hikâyesi…
Sohbetin harâretli bir yerinde yine hadsiz suâllerimden birini yöneltiyorum Gâlip Ağabey’e:
“Neden hâtıralarını yazmıyorsun, neden bunları gelecek nesillere bırakmıyorsun?”.
Yüzünden hiç eksik etmediği muzip tebesüümü ile gözlüğünün üstünden bakarak verdiği cevap oldukça kısa ve net:
“Oğlum, ellili yaşlara geldiğinizde siz yazarsınız…”.
Artık Gâlip Ağabey yok ve biz o yaşları tüketiyoruz, ama anladık ki “yazılmıyormuş”…
* * * * *
“BBP – 1992 –
“Belki…” diyorum, çünkü el kolay kolay kaleme gitmiyor, parmaklar hafızanın emrine girmiyor çoğunlukla ve bu ânlarda gâlip gelen hissiyât bir kalp sızısı eşliğinde vaz geçmek oluyor…
Fakat, BBP’nin mevcut hâline ve istikbâline dâir bu satırlar “son satırlar”dır…
* * * * *
Yıl 1987… MHP Dâvâsı’ndan büyük ve toplu tahliyelerin olduğu ilk günler..
Kızılay’da, Şerâfettin Yılmaz ve Gâlip Erdem riyâsetinde yürütülen MHP Dâvâsı’nın merkez hukuk bürosunun önü. Başbuğ Alparslan Türkeş Hukuk bürosunu ziyâret edecek… Kalabalık.. Büronun önüne Gâlip Erdem Ağabey ile birlikte geliyoruz.. Herkes orada.. Apartmanın girişinde birkaç genç var, bostancıbaşı vazifesiyle vazifelendirilmişler.. Gâlip Ağabey içeriye girmek üzere kapıya ilerlediğinde, kapıdaki gençlerin, “Başbuğun emri var, içeriye kimse alınmayacak” cevabıyla karşılaşıyoruz.. Gâlip Ağabey, ola ki çocuklar tanımıyordur diyerek, “Evlâdım, ben Gâlip Erdem..” diyor yalnızca, bizim bir şey söylememize engel olarak…
Uzun bir hikâyedir.. acınası..
Neticede “MHP Dâvâsı”nın müdafaa cenahındaki kahramanı Gâlip Erdem, o gün, yedi yıl boyunca kendini ülkücülerin savunmasına adayıp gece gündüz çalıştığı büroya alınmadı..
Konuyla alâkalı hiçbir şey söylemedi.. sitem etmedi.. Bu gibi durumlarda hep aynı şeyi söylerdi, o gün de aynı şeyi söyledi:
“Bizim reisin işleri böyledir…”.
* * * *
Bizim işlerimiz böyledir..
2 Temmuz 2011 günü BBP Genel Merkezinde adayların ve Hasan Çağlayan’ın da bulunduğu bir toplantıda kurultayın düzeniyle alâkalı görüşmelerde adayların konuşma sıralarından, konuşma sürelerine kadar mutabık kalınan maddelerden birisi de “tartışmalı da olsa” kurultay salonuna izleyicilerin, yani 19 sene BBP’ye gönül vermiş, emek vermiş, ter akıtmış BBP’lilerin de alınmasıydı, bu husuta da mutabakat yapılmıştı. Yani karşılıklı söz verilmişti.
Fakat genel merkez yöneticileri iki yıl boyunca sözü kelâm olarak ağızlarından değil def-i hacet olarak sarf ettikleri için, iki buçuk yıldır olduğu gibi verdikleri sözde durmadılar ve gece yarısı Emniyet Müdürlüğü’ne yazdıkları bir yazıyla “salona izleyici alınmaması ve bu hususta polisiye tedbirlerin alınması”nı talep eden bir yazı yazdılar… Salondaki emniyet âmiri yaptığı işin gârâbetinin farkında olarak, itirazlar karşısında bu yazıyı gösteriyordu.
Salonun önünde bildik sefil ve ayıplı manzaralar yaşandı ki, aslı sefil ve ayıplı durum zaten o salonun tercihi idi… Gerisi lâf-ı güzaftır…
Gerisi hiçbir siyâsî tahlili, analizi, tetkiki, tetebbuyu, değerlendirmeyi hak etmiyor…
Kongrenin neticesi de öyle…
Ne kabir siyâseti, ne merhum Muhsin Başkan’ın geride bıraktığı ailesinin kongreye yönelik delege üzerindeki duygu istismârı, ne kongre neticesi ile genel başkan seçilen ismin kürsüdeki meczup hâlleri, ne delegasyonun salonda âdeta fişi çekilmiş bir Çin malı robot gibi tepkisizliği, hiç ama hiç birisi siyâsî tahlili, analizi, tetkiki, tetebbuyu, değerlendirmeyi hak etmiyor…
* * * * *
Kim Genel Başkan seçildi biliyor musunuz?
Muhsin Yazıcıoğlu ve ecel arkadaşlarını taşıyan helikopterin Keş Dağları’nda düşmesi ve vefat etmeleriyle neticelenen kaza üzerindeki su-i kast şüpheleri veya en azından aramama/kurtarmama faaliyetlerindeki ihmaller(!)le alâkalı olarak BBP tüzel kişiliği adına Kahraman Maraş ve Malatya’da açılan dâvâların altına müşteki sıfatıyla ismini yazdırmak istemeyen ve ilgililere:
“Yalçın Başkan orada isminin yazılmasını istemiyor” diyen, işitilen bu cümlenin şaşkınlığıyla, “O zaman Genel Sekreter olarak sizin isminizi yazalım” dendiğinde ise “Hayır ben de ismimin orada yazılmasını uygun bulmuyorum” diyen bir kişi genel başkan seçilmiştir.
Yazacak çok şey var…
Ama bununla iktifâ ederek “son satırlarım”a son veriyorum..
Gerisi hiçbir siyâsî tahlili, analizi, tetkiki, tetebbuyu, değerlendirmeyi hak etmiyor…
Hayırlı olsun mu diyeceğiz?
Hayır, tabii ki demeyeceğiz, çünkü hayırlı bir tarafı yoktur ve artık bu satırların sâhibini alâkadar eden bir tek noktası bile yoktur…
O yapı terk olunmalıdır, terk ederken içeride kedinizi unuttuysanız dönüp kedinizi de almanız gereken bir yapıdır, kedinizi aldınız, kediniz oraya pislediyse dönüp kedinizin pisliğini de temizleyerek almanız gereken bir yapıdır.
Gerisi hiçbir siyâsî tahlili, analizi, tetkiki, tetebbuyu, değerlendirmeyi hak etmiyor…
Ves-selâm…
Not: Büyük Birlik Hareketi kendisini Milli Mutabakat Metni ile tecviz eder ve tanmlar ve bu cevaz ve tanımlama mevcut BBP ile rabıtasını kaybetmiştir... Biz, Büyük Birlik Hareket'ne dair 1992 yılından bu yana ne diyorsak yine onları diyeceğiz, sözümüzü söyleyeceğiz... Büyük Birlik Hereketi meşrûiyetini ve varlığını bu sözlerle devam ettirecektir, yalnızca BBP seramonisinde ve tiyatrosunda yer almayacağız..
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
