| Fikirden Aksiyona: 3 MAYIS |
| Mahmut Altay | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yazar Mahmut Altay | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Salı, 04 Mayıs 2010 13:22 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Fikirden Aksiyona: 3 MAYIS İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında İtalya'daki faşizm ve Almanya'daki Nazizm'e özenen İsmet Paşa ve CHP hükümetleri savaşı kaybedeceği kesinleşince güya Almanya'ya olan düşmanlıklarını ispat etmek için kendi aydınlarını kurban etme yoluna gitmişti.
İsmet İnönü, savaşı kazanan devletlerden biri olan Rusya'ya şirin görünme sevdasına kapılmıştı. 3 Mayıs, İsmet Paşa'nın ve Şükrü Saraçoğlu başkanlığındaki CHP hükümetinin dış politikadaki ilkesizliklerinin pahasını Türk milletinin vatansever evlatlarına ödetme girişimiydi. O Şükrü Saraçoğlu ki çok değil iki yıl önce, 4 Ağustos 1942 tarihinde meclis kürsüsünde yaptığı bir konuşmada "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız" diyordu. Bu konuşmadan iki yıl sonra Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Samsun'da yaptığı konuşmada siyasi literatürümüze seviyesiz ithamlar armağan ederek bir ırkçılık ve Turancılık meselesi icad etti. Olaylar dış siyaset ile iç siyaset arasındaki hassas dengesizliği fırsat bilen dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in bakanlığında komünist kadrolaşma başlatmasıyla patlak verdi. Dönemin önde gelen milliyetçi aydınlarından H. Nihal Atsız çıkardığı Orhun Dergisi'nde başbakana hitaben iki açık mektup kaleme alarak bu fesatlığı teşhir etti. Bu kadrolaşmanın unsurlarından biri olan Sabahattin Ali, olayı bir koltuk ve kin davasına dönüştürerek nümayişlerin fitilini ateşledi; Atsız'ı mahkemeye verdi. Davanın görüleceği 3 Mayıs tarihinde memleketin vatanperver gençleri Atsız'ın karşılandığı Ankara garından başlayarak mahkeme salonuna kadar her yerde tepkilerini dile getirdiler. Bu olaylar İsmet Paşa idaresine ve onun kuklası olan Ankara valisi Nevzat Tandoğan gibi kimselere aradıkları fırsatı sunmuş oldu. Hemen faşizme rahmet okutacak tedbirler almaya giriştiler. O dönemde milliyetçilik adına söz söyleyen, fikir beyan eden öğretmen, öğrenci; genç, yaşlı kim varsa tutukladılar. Milletini sevmekten ve onu uluslar arası emperyalizmin maşası haline getirmeyi amaçlayan fitnenin büyüdüğünü haber vermekten başka suçları(!) olmayan bu kişilerden önemli gördüklerini tabutluk adı verilen küçücük hücrelere kapatıp; bugün bile vicdanları kanatan, insanlık onuruna kara çalan işkencelere maruz bıraktılar. Dönemin idarecileri hukuku etkilemek için yıldırma kampanyaları başlatmışlar, göz altına alınanların çevresindeki herkesi baskı altında tutmuşlardır. Dava tam üç yıl sürmüş ve Türk Devleti'nin şerefli hakimleri İsmet İnönü'nün tepkisini çekmek pahasına da olsa baskılara aldırmayıp bugün bile ibretle okunması gereken bir karar vererek davayı milliyetperver Türk aydınları lehinde neticelendirmişlerdir: "Bu nümayiş, milli bir ideolojinin milli olmayan bir ideolojiye karşı ifadesinden ibarettir." 3 Mayıs herhangi bir zamanda gerçekleşmiş sıradan bir dava değildir. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin yabancı kültüre ve yabancı ideolojilere karşı baş kaldırdığı bir gündür. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerine yalan ve iftiralarda bulunanların kendi iftira ve yalanlarında boğulduğu günlerin başlangıcıdır. 3 Mayıs, dönemin liyakatsiz ve beceriksiz idarecilerinin ülkemize büyük acılar çektiren sağ sol çatışmasını armağan ettikleri bir sürecin başlangıcıdır. 3 Mayıs Türk Milliyetçilerinin işlerinin zorluğunun farkına vardıkları ve birlik olmanın önemini fark ettikleri günlerin başlangıcıdır. 3 Mayıs Türk milliyetçiliğini fikir halinden hareket haline inkılâp ettiren sancıların başladığı bir gündür. 3 Mayıs Türkçülük düşüncesine aydınlar, devlet adamları ve liderler kazandıran arayışların başladığı bir gündür. 3 Mayıs H. Nihal Atsız'ın ifadesiyle "Türkçülüğün gafletten ayrıldığı, can düşmanlarını tanıdığı, dost sandığı hainleri ayırdığı" gündür. Bütün bunlar kadar önemli olan ve bugün bizi yakından alakadar eden husus şudur ki: 3 Mayıs Türk milliyetçileri için bir olma, birlik olma günüdür. Türk milliyetçileri fikri takipten vazgeçmemeli, dünya görüşlerini red değil kabul üzerine inşa etmelidirler. Kabul derken, Ziya Gökalplerle, Yusuf Akçuralarla başlayıp, Atsızlarla devam eden, Nurettin Topçular ve Mümtaz Turhanlarla farklı bir ruhi derinliğe ulaşan, Erol Güngörle taçlanan milliyetçi düşünce tarihinin bir bütün olarak kabul edilmesinden söz ediyoruz. Adı sayılan ve bilindiği halde burada zikredilmeyen sayısız milliyetçi aydın bir gökkuşağının renkleri olarak benimsenmelidir. Türk milliyetçiliğinin tarihi temelleri iyi idrak edildiği gibi, tarihi dönüşümü iyi fark edilip icra edilmelidir. Geçmişte bugün acıların hatırlandığı bir anma günü iken, Türk milliyetçilerinin uyanışına vesile olması sebebiyle bir bayram günü olarak kabul edilmelidir. Türk milletinin Türkçülük Bayramı kutlu olsun.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
