Pazartesi, 21 May 2012
 
 

Arama

En Son Yorumlar

Kardeş Siteler

Yavuz Ağıralioğlu
Tacettin Dergahı
Haber Hilal
Kırk Ambar
Birlik Sağlık-Sen
Birlik Eğitim-Sen
boş
Diğer Kardeş Siteler İçin Tıklayın

Anketler

Muhteşem Yüzyıl dizisi için ne düşünüyorsunuz?
 

Orucu uğurlarken...
Okunma Sayısı: 854
Afşin SELİM
Yazar Afşin SELİM   
Pazar, 21 Ağustos 2011 11:28

 

 

Orucu uğurlarken...

Ramazan geldi ya, sıkça vurgulanır oldu: “Oruç tutmak, kendini tutmaktır.” İdrak edebilen için gelişigüzel bir cümleden ibaret değil bu… Oruç “aç kalanlara” mahsus bir ibadet olmasa gerek? Çünkü beden vesilesiyle uygulanan bu ibadet, hizaya getiriciliğiyle ruha temas etmekte; insanı nizamileştirmekte... İyi hoş da, orucun “tutuculuğu” muhatabına neyi hatırlatmakta? Esaslı bir özgürlüğe maruz kalmadıktan sonra, açlık ve susuzluk nispetinde böbürlenmek, kaçınılmazlaşıyor anlaşılan... Saate bakarak, orucun hakikatinden yoksun kalmak ve yoksullaşmak!

Müdavimi, orucun bünyesinde barındırdığı sakınmanın şuurunda mı? İnsan denilen varlığın sahiden insanlaşması, sakınmasıyla mümkün... “Eline, diline, beline sahip ol” ikazını özümseyebilmesiyle! İtinalı davranmak ve temkinli hareket etmek, isyanın ahlâkını kuşanan oruçlu için, başıboş yaratılmadığının kanıtı niteliğinde...

Oruç kelimesinin Arapçası savm, “kaçınmak” anlamında... Oruç tutmak için üç şart ileri sürülmekte: Bulûğa ermiş olmak, sağlıklı olmak, akıllı olmak. Oruç, “kul” açısından, dünyevî veyahut uhrevî faydaları olan bir kazanım...

“Gözünü toprak doyarsın” deyiminin tüketim toplumundaki karşılığı merak konusu... “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” anlayışı zihinlere hâkim ise şayet, toprak dahi doyurucu olmuyor. Hep daha fazlasını isteyenler açısından “kısıtlayıcı” bir ibadet türü olarak oruçlu olmak, zapturapt altına aldığı için eziyet edici bir etkiye sahip! İnsan, hiç şüphesiz, isteyen bir varlık, şehvetli, dolayısıyla şiddetli... Oruç bahsi bu minval üzere ilişkilendirilebilir. Şehvetle ve şiddetle...

“Tut beni ey oruç” diyebilmek için mesul olmak, mesuliyet hissine perçinlenebilmek gerek... Oruç vesilesiyle sunulan ahlâki prensip çerçevesinde güdülerini kontrol eden insan, oruç esnasında neyin güdücüsü konumunda?

Kimisi midesiyle bağlı, kimisi de kalbiyle! İnsanı, günaha yabancılaştırıcı bir hamle olarak oruç tutmak, bu tesiriyle, her daim yenileyicidir de... Ramazan ile farklı bir iklimin teneffüs edilmesini, bu çerçevede düşününüz! “Çok gelişmiş” girişimcilerimiz, açlık ve susuzluk hissini körelten ilaç ithal etti diyorsanız, o başka... Eziyet çekiliyor ya hani, pazar mezhebi onun da bir çözümünü buluvermiş!

Modern hayatın hızı, nasıl da savuruyor insanı, değil mi ama? Tutunmak, büyük mesele... Biraz olsun sakinleşmeli insan; kendisiyle yüz göz olmalı! Beşer denilen “canlı” değil, insan denilen “varlık” olduğunu idrak edebilmeli... Biyolojik hayatına müptela bir “canlı” olmaktan Allah’a sığınalım. Huzur, “tutunanların” itirazında saklı!

Orucun, kök hücrelerinden, nöron üretimini harekete geçirmesi dışında bir işlevi olsa gerek? Şöylesi böylesi bir yana, anlayabilenler ve algılayabilenler için vazgeçilmezleşen bir ibadet...

Sakınmak demiştim, kaçınmak, nefsi perhiz!

Oruç esnasında; yeme, içme, cinsî ilişkiye girme ve kötü sözler sarfedip orucunu zedeleme... Sonra? Sonrası ezanın sesini işitene kadar... Neyin oruç bozduğuna yönelik bir sürü laf kalabalığı, hakikatiyle birlikte tutuyor musun ki, “bozar mı, bozulur mu” endişesindesin?

Dizginlenebilen bir varlık olarak insanın bir süreliğine “alıkonulması” mübarek 11 aylar kapsamında yaptıklarının muhasebesi açısından lüzumlu bir müdahale!

İnsanın dünyaya bakan yüzü, doğal olarak; barınmak, üremek ve tüketmek arzusu güder, gütmesine de... İnsanın ruhuyla insan olduğuna inananlar için ruhî yokluk “kayıp” olarak görülür. Dünya sulhunu, dünyanın nimetlerini paylaşanlar düşünür elbette...

Dağıtmayalım ve dağılmayalım!

Derinlik olmayınca, bakılan yer “olduğu gibi” aktarılır. Kendi günahıyla meşgul olmayıp, bir başkası üzerinden günaha yönelmek meselesi... Gıybet, ölü etine üşüşmekse, “oruç yemek” nedir?

Enteresandır: “Bedenin zekâtı” olarak adlandırılan oruç, eda etmek, gerçekleştirmek yerine, “tutmak” olarak arzı endam eder; sırf insan tutunabilsin diye...

 

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."