Çarşamba, 22 Şub 2012
 
 

Arama

En Son Yorumlar

Kardeş Siteler

Yavuz Ağıralioğlu
Tacettin Dergahı
Haber Hilal
Kırk Ambar
Birlik Sağlık-Sen
Birlik Eğitim-Sen
boş
Diğer Kardeş Siteler İçin Tıklayın

Anketler

Muhteşem Yüzyıl dizisi için ne düşünüyorsunuz?
 

BBP MKYK Üyesi Y. Ağıralioğlu İle Röportaj PDF Yazdır E-posta
Okunma Sayısı: 8505
Yazar Erkan GÜNEŞ   
Pazar, 18 Ekim 2009 15:20


BBP MKYK Üyesi Y. AğRead Moreıralioğlu İle Röportaj

Read More

Büyük Birlik Partisi ile ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız? Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı sonrasında BBP’de taşlar yerine oturdu mu, nasıl bir siyasi gelecek öngörüyorsunuz BBP için?


Büyük Birlik Partisi’nin siyasî geleceğini aslında bakarsanız ortaya çıkışındaki ilkeler tayin edecektir. BBP, Milliyetçi Hareketin kendi içinde gerçekleşen bir kırılma sonucu ortaya çıkan bir parti gibi takdim edilen bir süreçte kurulmuştur. Bahse konu kırılmanın hiç şüphesiz önemli etkileri olsa da BBP, gerek ‘Kuruluş Beyannâmesi” gerekse yayınladığı “Millî Mutabakat Metni” ve “Sivil İnisiyatif Proğramı” gibi önemli manifestolarla daha ilk günden Türk siyasetinde ayrıcalıklı bir yere oturmuştur. BBP’nin oturduğu bu yerin temel taşlarından birisi “Allah’ın birliği ve Peygamberin risâleti dışında mutlak hakikat tanımayan” irâdesidir. BBP bu irâde ile merkez sağın kırk yıllık siyasî alışkanlıklarına, oportünizmine, liderlerin yanılmazlığına ve tartışılamayan, sorgulanamayan gücüne de bir esaslı reddiyedir…

İstişâreyi esas alan, tabandan tavana yapılanmayı hayata geçiren, katılımcılığa en yüksek düzeyde itina gösteren ve bu prensiplerini “Hakim Devlet değil / Hâdim Devlet” ilkesi ile serlevha haline getiren BBP’nin bu ayrıcalıklı siyasî zenginliği, zaman içinde yıllarca kendisinden sonra kurulan partiler tarafından taklid edilmiş, bu partiler BBP’nin bahse konu birikimlerini intihal etmişlerdir.

Maalesef, pek çok sebeple geçen on yedi yıl içinde bu zengin birikimini sandığa yansıtamayan Büyük Birlik Hareketi, buna mukabil toplumda karşılık bulduğu zihnî ve ahlakî meşrûiyeti ile kendisine bir nüfuz sahası açmış, lakin reel politik, bu nüfuz sahasının seçim sonuçlarına yansımasına engel olmuştur. Gerçek şudur ki, BBP Hareketi aldığı oy ile nâmütenasip bir etki alanına sahiptir. Bu etki alanının sebeplerini ise milletin kültür ve medeniyet kodlarını, hassasiyetlerini, derin aklını ve muhakemesini doğru okumasında aramak gerekir. Yani BBP’nin görünenden ziyade görünmeyen bir gücü ve kökü vardır bu ülkede.. Görünen gücü seçim neticeleri skalasındadır, görünmeyen gücünü ise rahmetli Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun Kocatepe Camii’ndeki cenaze törenine gönüllü olarak gelen ve kendisiyle hep bir ağızdan helalleşen bir buçuk milyona yakın insanın oluşturduğu tablodur…

Seçim neticeleri ne olursa olsun bu bir fedakârlık hareketidir ve bu topluluk bu uğurda her şeyi göze alabilecek insanlardan oluşmuş bir irâdeyi temsil eder. Hiç kimseden destek görmeksizin fedakârlıklar üzerine binâ edilerek devam edip gidiyor. Türkiye şartlarında böyle dürüst siyaset izlemenin de bir bedeli vardır. Muhsin Başkan da bu bedeli şan ve şerefle ödemiştir. Bu hareket de bu tavrın bedeli ne olursa olsun ödemeyi şiar edinmiş kadrolarla bu günlere kadar gelmiş ve yoluna devam etmektedir..

Kurulduğu ândan itibaren Genel Başkanımızın vefatına kadar olan süreçte bu durum böyle devam etmiştir. Muhsin Başkan’ın vefatında yaşadığımız duygu yoğunluğu ve cenazedeki ihtişam, milletimizin nazarında hareketimizin ne anlama geldiğini göstermiştir ve biz de milletimize minnettarız. Muhsin Başkan bütün milleti mü’min ve muvahhit olduğuna şahit ederek gitti. Bu şahitlik Büyük Birlik kadrolarına yeni bir mesuliyet yükledi. Bu şartlar altında Büyük Birlik Partisi’nin ve Büyük Birlik Hareketi’nin istikbali bahsettiğim bu mes’uliyeti taşıyabilmekle âlakalıdır..

Yaşadığımız süreç içerisinde de hareketimizin teklifsiz ve perdesiz olarak milletimizin lehine olacak hiçbir kavgadan geri kalmayacağı bilinmelidir. Bu minvalde AKP'ye de, MHP'ye de, CHP’ye de DTP’ye de söyleyecek sözlerimiz vardır.. İnsanlık için söyleyecek sözümüz vardır. Ümidimiz odur ki hareketimizin değerleri önümüzdeki seçimde ve daha sonraki seçimde milletimizin hâkim değerleri hâlini alsın.

Gayret bizden takdir Allah'tandır…

Muhsin Başkan Nasıl Bir Liderdi? Nasıl Bir İnsandı?


Muhsin Başkan ismini duyurduğu Ülkü Ocakları başkanlığından vefatına dek tepeden tırnağa cesaret, adanmışlığı temsil eden bir kahraman ,millet sevgisine hasredilmiş bir irade ve azim sahibi, gücünü ve kuvvetini millet istikbaline dair her şeyi göze alabilme duygusuyla birleştirmiş dava adamıdır.

Cezaevinin en zor dönemlerinde bile Muhsin Başkan'dı. 1980 öncesi çatışmanın en hararetli dönemlerinde de Muhsin Başkan’dı. Allah ona başbakanlık ihsan etmiş olsaydı da o Muhsin Başkan olacaktı. Yaşadığı hayattaki bu duruşunu biz hep bir şeref pâyesi olarak kabul edeceğiz. Diyanet İşleri Başkanımız Sn. Ali Bardakoğlu Hocamızın ifadesiyle: "Muhsin Yazıcıoğlu istikamet ve vakar sahibi bir insandı". Allah ona rahmet etsin.

BBP Genel Başkanlığına Aday Olmayı Düşünüyor musunuz?


Hareketimiz bir olağanüstü kongre zorunluluğuyla bu döneme girdi. Tüzük zorunluluğu olarak yaptığımız bu kongre bizim için bir hüzün kongresiydi. Ve genel başkanımızın vefatının hemen akabindeki travma döneminin bir kanunî zaruret kongresi idi. Kongre, Büyük Birlik Hareketi’ne yakışan bir sükût ve hüzün ile geçti.

Önümüzdeki süreç içerisinde de ehil kadroların yönetimi eline alabilmesi için bir irademiz var. Başkanlık yarışı bizde diğer partilerden farklı olarak gerçekleşir. Rekabet elbette ki olacaktır, bu siyasetin olmazsa olmaz bir unsurudur. Fakat bizde bu yarış iyilerin yarışı şeklinde olacaktır. Ve memleket hayrına koşabilecek, daha fazla enerjisi olanların yarıştığı bir süreç olacaktır. Kimin söyleyecek birikmiş sözü varsa, kimin kendisiyle birlikte söz biriktiren, bu ülke için endişeleri olan, bu ülke için ideallerini tüketmemiş, idealist dervişlerden mürekkep bir yeni nesil kadrosu var ise; görünür olacak, dinlenir olacak, anlaşılır olacak, tenkit edilebilir olacak, müsamahakâr olacak, sabırlı olacak, teenniyi elden bırakmayacak, birlik ve beraberlik duygularını zedelemeyecek ama itibarını da ortaya koyacak ve onu koruyacak bir kadro hareketi her kimin var ise önümüzdeki dönemin, yani geleceğin söz hakkını temsil edecektir.

Bu sürecin bizimle ilgili olan kısmına gelince, şu âna kadar açıklanmış böyle bir irademiz yoktur. Fakat istişarelerimiz devam ediyor. Türkiye'yi dolaşmaya devam edeceğiz. Hareketimizin duruşunu, iktidara getirebilecek kadroları bir ân önce harekete geçirmemiz gerekiyor. Hareketimiz üzerinde emeği olan herkesle bir vesile bir araya gelip,istişareleri tamamlayalım ,sonra adaylığımız dahil bütün bu süreci değerlendireceğimiz açıklamayı yapacağız.

Sizce Türkiye İyi Yönetiliyor mu?

Memleket iyi yönetiliyor olsa Büyük Birlik Hareketi'nin varlık iddiası ortadan kalkar. İyi yönetildiğini düşünsek şu ânda yönetimde olan iiktidar partisinin ya da benzerlerinin içerisinde olurduk.

Fakat şunu da söylemek gerekir ki memleketimiz belli konularda kendini aşıyor. Her şeye rağmen dünyadaki iki yüz küsur devlet içerisinde ekonomik büyüklük olarak on altıncı sıradayız, fakat burası razı olabileceğimiz bir konum değil. Birinci sıraya çıkmamız için tarihin bize yüklediği sorumluluklar var. Balkanlardan Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan uzak Asya’ya kadar kimin ayağına bir diken batsa gözünü ve kulağını Ankara’ya çevirdiği bir dünyada, Osmanlı barışının yerine yüz yıldan beridir yeni bir dengenin kurulamadığı ve bunu Batılı düşünürlerin de itiraf ettiği bir dünyada Türkiye’nin yeri ilk üç olmalıdır. Bunun haricinde bu ülkenin iyi yönetildiğini söylemek mümkün değildir. Mukayeseli iyilik telâkkileri ideal insanları için değildir, “falan tarihe göre iyi durumdayız” cümlesi idealistlerin cümlesi olamaz. Aksi takdirde varlık sebebimiz anlamını yitirir.

Bu düşüncelerle birlikte ifade etmeliyim; yönetim konusunda ne tamamen reddiyeci bir bakış açısı ne de tamamen her şeyi kabul eden bir anlayış doğru değildir. Yani biz “kabultü ve heptü” diyemeyiz. Cumhuriyeti kurduğumuz günden bu günlere dek dört başı mâmur gelmedik. Ciddi iktisadî bunalımlar yaşadık. Ağır bedeller ödedik, demokrasimiz defaatle inkıtaya uğradı. Bunun bedellerini hep çok ağır ödedik…

Türkiye bir yandan büyüyor fakat bu topraklar yangından mal kurtarırcasına kurtardığımız son toprak parçasıdır. Türk'ün elinde kalmış başına miğfer edinecek son devlettir burası. Ama ne olursa olsun ilânihaye bu topraklar elimizde kalacaksa daha çok güçlenmenin, daha çok üretmenin, daha çok bilmenin ve dünyaya sunabileceğimiz her alanda markalar üretebilmenin zorunluluğundayız.

Bu coğrafyada hesap yapabilecek herkesin Türk Devleti'ne ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı göz önünde tutmak, görünür kılmak da işte devletin, yönetim erkinin işidir. Biz, “değiştirici” bir iradeye sahip olana dek “Türk Devleti iyi yönetiliyor demeyeceğiz”.

Artık dünyanın her tarafında iş yapan iş adamlarımız var. En önemli güç unsurlarımızdan birisi yetişmiş kalifiye ve genç nüfusumuz var. Yapay meselelerle ve gündemlerle meşgul ediliyor ve bu gündemlerin peşine takılıyor olmamız ise bizi güçsüz kılan bir yanımız. Biz, zaman zaman ihtilal anayasasıyla, PKK sorunuyla uğraşırken dünyadaki maddî manevî nüfuz bölgelerimizde yeraltı ve yerüstü kaynakları paylaşılmaktadır. Türk Devletine de boru hatlarının üzerimizden geçmişliği kalmaktadır. İyiye gitsek bile uluslararası operasyonlara bir tarafımızla açığız. Fakat Türk Devleti bugünleri geçecektir. Çünkü artık yarın kaygısı olan, donanımlı ve eski kuşakların tecrübelerini içselleştirmiş ve ketenpeleye kolay kolay gelmeyecek yeni bir nesil geliyor…

Aktüel bir konu hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyoruz. Malûmunuz, aylardır konuşulan bir “Kürt Açılımı” var.. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, siz bu açılımın hangi tarafındasınız?

Çok netâmeli bir konudur ve ülke olarak çok ağır bedeller ödedik. Biz bu konuda herkese söyleyecek sözü olan hareketiz.

Açılımın birinci maddesi şudur ki: DTP Kürtlerin meşrû temsilcisi yapılmadan böyle bir hamle yapılmalıydı. Yapılan net bir usûl hatasıdır. 1984 Eruh baskınının yapıldığı yerde açıklama yapmaya giden DTP'lileri görünce orda aslında iyi niyetten öte bir şey olduğunu görüyoruz. Yıllardır çok ciddi şekilde canımızı yakmakta olan terörün sadece kültürel haklar için ortaya çıkarıldığını söylemek gayet açık şekilde saflıktır. O yüzden hiçbir devlet böyle bir mevzuda bütünlüğüne hâlel getirecek bir pazarlığın içinde olamaz. En net ifadeyle; "Devlet eşkiya ile pazarlık yapmaz."

İhtilal anayasası değiştirileceği zaman toplumun bütün kesimlerinin hakları oturulup müzakere edilir ve bu haklar sâlimen teslim edilerek sorun kökünden halledilmiş olur. Fakat devlet teröristten özür dileme pozisyonuna düşürülmemelidir.

“Özür dilenecekse teklifsiz bedel ödeyen şehit ailelerinden özür dilenmelidir”.

Tezin antitez ortaya çıkarma ihtimalini göz önünde bulundurursak, bizim anladığımız milliyetçilik kalın hatlarıyla vatanseverliktir ve net olarak dışarıya karşı olan bir tavırdır. İçe dönük milliyetçilik ise, sabır,gayret, tahammül, hoşgörü, teenni,tasarruf vs dir.Yani üretimi canlandırmak, ihracatı arttırmak, dünyanın sayılı üniversiteleri arasına birkaç üniversitemizin adını yazdırmak, yayınlanan bilimsel makale istatistiklerindeki bizi utandıran sayısal açığı kapatmak, birliğe yönelmek, milleti için fedakârlık duygusuyla hareket edebilmektir. Bu ideoloji resmî ideolojinin kendisini tanımlarken kullandığı argümanlarla bir karşıt ideoloji ortaya çıkarmış olabilir. Türklük bu memlekette hiçbir zaman bir ırk tarifi olarak kullanılmamıştır.

Bu devlet bu kadar muhtevâsızlığına rağmen dünya üzerindeki bütün Ümmet-i Muhammed'in zırhı durumundadır. Biz insanlık hayrına bin yıldır adalet ve nizam için çalışıyoruz. Bu sınırlar içerisine sığınmış bütün etnik ve dinî unsurlar burada emin olarak yaşamıştır. Burası bütün İslam dünyasında ve bütün dünyada zulüm görmüş insanların sığınacağı yegâne limandır. İstikameti böyle olmak kaydıyla bu gemiyi bütün unsurların yönetmeye hakkı vardır. Ve bunun karşısındaki hiçbir görüş kabul edilemez. Dış güçlerin içimizdeki manipülasyon aracı haline gelmiş unsurların varlığı normaldir. Fakat Türk Devletinin zaafiyeti üzerinden hesap yapmanın hiç kimseye bir faydası olmayacaktır.

Bugün Kürtlerin hiçbir şekilde -anketlerde de görüldüğü üzere- ayrılmak gibi bir niyeti yoktur. Ama ayrılıkçı unsurların varlığı da normaldir. Ama bu unsurların tahlili iyi yapılmak zorundadır. Devlet önlem almazsa ayrılıkçı unsurlar artacaktır.

Hiç kimseye zorla şu millettensin denilemez. İnsan kendini ne hissediyorsa odur.

Devlet insanlarının kendi içerisinde kültürlerini, geleneklerini ve inançlarını yaşatmasına imkan tanır. Kendi yapmaz. Kürtçe televizyonlar açılmalı mı, evet açılmalı fakat devlet tarafından değil. Bu homojenleşmeyi sağlar. Bizim devletimiz millî bir devlettir.

Hükümet iyi niyet açıklamaları yaparken DTP provokasyon yapmaktadır. Bu yüzden muhatabın DTP olmayacağı bir fikir zemini ortaya çıkarılmalıdır.

Türk'ü Kürd'ün aklı bilmek, Kürd'ü Türk'ün kuvveti bilmek bizim boynumuzun borcudur. Biz Kürtleri bin yıldır beraber yaşadığımız ve beraberce var olduğumuz uzuvlarımız biliriz. PKK uzvumuza batmış kıymıktır. Bugün uzuvlarımızdaki kıymıklar canımızı yaksa dahi uzuvlarımızı asla kesmeyeceğiz. Çünkü biz var olmadan hiçbir şey var olamaz. Biz düştüğümüz ândan itibaren Bosna yoktur, Çeçenistan yoktur, Irak yoktur. Kısacası Türk Devleti huzursuzsa bütün İslam âlemi huzursuzdur. Bu huzursuzluğun bedelini de bütün dünya ödemektedir, ödeyecektir de…

Milliyetçiliği konuşurken ırkı konuşmak çekirdeği konuşmaktır. Elmanın çekirdeği ile elma arasında görüntü itibariyle hiçbir bağ yoktur ve birbirine benzemez. Bu medeniyet artık meyve olmuştur. Bu bakış açısı antitezi de engelleyecektir.

Bu torakları ve bu toprakların insanlarını bin yıldan fazla bir zamandır bir arada tutan medeniyet hem kürektir hem bağ, hem yapraktır hem de kök... Bu medeniyetin meyveleri ve nimetleri hem bizimdir hem tüm insanlığın, hem mazlumundur hem kimsesizin, hem mağlubundur hem mağrurun, hem kuzeyindir hem güneyin, hem batınındır hem de doğunun. Çünkü « Allah hem Doğu’nun hem de Batı’nın Rabbidir. Adem ise Rabbindendir. İnsanlık ise Âdem’dendir” ...

Içtimâi huzur, tarihimize ve coğrafyamıza dost olarak el birliğiyle sarılarak, toplumca gerçekleştirmiş olduğumuz sosyal başarının musikîsidir. Sosyal barışın, bir arada yaşamanın ve başarının musikisidir...

Bu musîkinin bestekârı, güftekârı Tatyos Fendi olmuş, Hacı Arif Bey olmuş ne gam? Bu musîki kulaklarımızı okşuyor mu, inşirah buluyor muyuz dinlerken, bütün hikmet buradadır. Yüzyıllardır dinlediğimiz bu musîkinin akordunu kim bozabilir?

Koca Mimar Sinan’ın kökenleri kimin umurundadır bu coğrafyada? Sinan’ın Süleymaniyesi’nin asırlara meydan okuyan güzelliği, haşmeti, görkemi ve azâmetinin yanında Sinan’ın soy kütüğünün ne anlamı kalır ve Sinan’ı bizim yapmaktan hangi akıl tutulması çıkarabilir?

Bu ülke’nin bağımsızlığının, bağımsızlığımızın en veciz ve bedeli en ağır şekilde kahramanlıklarla ödenmiş sembolü İstiklal Marşımız’dır. Mehmet Âkif nereli olursa olsun, nereden olursa olsun, soy kütüğü nereye varır ise varsın, Âkif bizimdir, Âkif bizdendir, biz Âkif’tenizdir...

Dicle ile Fırat arasında, Ceyhan ile Seyhan arasında, Meriç ile Menderes arasında, Kızılrmak ile Yeşilırmak arasındaki her karışta ipek sedirlerinde Kur’an okunan, açık pencerelerinden gül kokusu yayılan cemiyetimiz her türlü çatışmaya, her türlü nifaka karşı en büyük güvencemizdir.

Unutulmuş ağıtlara, çâresiz âşıklara, kitabını, yönünü kaybetmiş meczuplara, terkedilmiş çeşmelere, kabirlere, ihmâl edilmiş kütüphânelere, yitip giden şehirlere ve şehirli geleneklere, nisbetsiz kubbelere, kumrusuz, şadırvansız câmilere devâ, gönüllere ve içtimâî sadrımıza şifâ yine yüzyıllardır bir arada barış içinde yaşamış, bir arada yaşamanın en manzum misâlini insanlığa hediye etmiş olan cemiyetimizdir.

Türk'e bir ekaliyet vasfetmek memleketin bölünmesi için pimi çekilmiş bir bombayı ortaya atmaktır. Türk, Müslüman olup da vatan tehlikeye girdiğinde elindeki bütün imkanlarıyla karşı koyanın adıdır.

Evine şehit cenazesi geldiğinde, Kürt komşusuna karşı kaşını düşürmemiş bir milleti kimse birbirinden ayıramaz. Biz Dünya - Ahiret birlikte kurgulanmışız.

Sonuç olarak şunu söylemeliyim, siyaset bu işleri maharetle konuşamadığı için bir bölünme fikri varmış gibi gözüküyor. Şu ânda AKP'nin yapmış olduğu şey tekraren ifade ediyorum, bir usûl hatasıdır. Ama büyük düşünürümüz Cemil Meriç’in bir sözünü de hatırlatmak isterim burada: “Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir” diyordu merhum.. Usûl hataları yanlış iliklenen ilk düğme gibidir. Giyilen elbisenin sakil duruşunun ve bunun sonuçlarının müsebbibi de yanlış ilikleyenler olacaktır tabiatıyle..

Sayın Yavuz Ağıralioğlu çok teşekkür ederiz.. Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Ben çok teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.. Ümid ve dua ediyorum ki yeni neslin soylu idealistleri, nabız atışları ülkemizin ve ümmetin nabzı ile senkronize olmuş, insanlığın müşterek değerlerine ve ahlak mirasına vakıf yeni idealist dervişler, yeni nesil idealizmi ülkemizde yeni sözlerle söyleyeceklerdir. Eskinin tüm tecrübelerini devşiren bu nesiller, önümüzdeki süreci daha dikkatli ve daha emin adımlarla aşacaktır.

 

www.habertepe.com dan iktibas edilmiştir.

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
ercan polat  - yıyıt kardeşim   |2011-02-25 22:29:42
yavuz başkan umit ederimki sultan yavuz
gıbı olursun osmanlıda yavuz sultan
selim vardı allah rahmet
eylesın
umdum
sende cumhuryetıin yavuzu olursun
ulke senınle yenıden şahlanışa gecer
yıyıt lıder
kardeşim allah
yardımcın olsun allah seni ve muslumanları yuceltsın
ercan polat
bbp
erzurum
m salim nursaçan  - Yürüyeceksin Başkanım ardından millet yürüyecek   |2009-10-31 22:40:47
Başkanım: Sen yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan..Sevdalarımız
tekrar yeşerecek..Bir rüzgar esecek maveradan..tohumlarımızı taşıyacak
uzak diyarlara..belki de yanıbaşımızdaki, yakınımızdaki
topraklara..rahmet yağacak..çatlamış dudaklar..Anneler süt verecek
İbrahimlere..Putları yıkmak için..içimizde
putlar..nefislerimizde..ayaklarımızdaki bağlar bunlar..ama
kıracağız..Hudeybiyedeki gibi:SEN KES EY RASUL..SENİNLE BERABER HERKES
KURBANLARINI KESECEK...
Özdemir   |2009-10-30 01:27:58
Yolunuz Açık Olsun. Allah Mukaddes davalarda başarı kaçınılmaz.
Selam
ve Dua ile...
Kadir Erdoğan  - Ruhu ŞaD OlsuN Koca Reis'in.   |2009-10-19 18:56:26
Hakkı ve hakikatı devrin getirdiği ve dikte ettiği üsluplarla değil, yine
Hakk'ın emrettiği ölçülerde savunan bir Münevverdi ReisimiZ. Hakk teala
onun buyruklarını yine onun buyurduğu şekilde yaşayarak yaşatmaya
çalışan liderimize sonsuz mağfiretini ikramını Nail edecektiR İnşallaH.
O güzel liderin ideallerini yaşatma gayreti gösteren ve güttüğü güzel
ideal bayrağını devr alan gönlü güzel binlerce alperenlerden olan Sevgili
Yavuz AĞIRALİOĞLU reisime ve onun nezdinde cümle yarene Allahu tealadan
rıza diliyor kutlu davamızda müvaffakiyet dua ediyoruM.
ABDUSSELAM   |2009-10-19 17:57:27
bravo üsad
YILDIRAY ÇETİN  - YOLUNUZ AÇIK OLSUN   |2009-10-19 00:56:54
Allah yar ve yardımcın olsun Yavuz Başkanım bu davanın senin gibi hesap
kitap yapmayan insanlara ihtiyacı var..
Abdulkadir Çelik  - Çok güzel açıklamalar   |2009-10-19 00:55:17
Yavuz beyi Nizam-ı Alem Ocakları Genel Başkanlığı ve BBP Genel Başkan
Yardımcılığı yaptığı dönemlerden tanıyorum. Kendisini çok iyi
yetiştirmiş olduğunu gördüm BBP Genel Merkezinin açılım konusunda ne
düşündüğünü bir türlü çözememiştim Yavuz bey konuyu çok güzel bir
şekilde özetlemiş. Bu memleketin Yavuz bey gibi idealist cesur ve kararlı
insanlara ihtiyacı var.
TALAT ARDIÇ  - TABANDAN TAVANA DOĞRU   |2009-10-19 00:08:21
YAVUZ başkanı yakından tanımak birebir dinlemek kararlılığını ve yapmak
istediklerini anlatırken samimiyetini hissettirebiliyor...bende ilk başlarda
yavuz başkana pek sıcak bakmıyordum fakat zamanla tanıdıkça dinledikçe
böyle bir yiğitin üst kademelerde olmamasına gönlüm razı
olmuyordu..istanbula gelişlerinde yapmış olduğu görüşmelerini dikkatli
gözle takip ettiğimde hakikaten bende YAVUZ başkanın gerçektende BBP yi
hepimizin arzuladığı hayal ettiği noktalara getireceği hasıl
oldu..RAHMETLİ ŞEHİT LİDERİMİZİN EMANETİ OLAN BÜYÜK BİRLİK HAREKETİ
EHİL ELLERDE OLMALI VE BURÇLARIN ZİRVESİNE DİKİLMESİ GEREKEN HİLAL
İÇİNDEKİ GÜL LÜ BAYRAĞIMIZ ORTADA BEN BU BAYRAĞI YAVUZ AĞIRALİOĞLUNUN
LAYIKIYLA TAŞIYACAĞINA İNANIYORUM..buradan tüm gönüldaşlarıma şunu
diyorum..YAVUZ başkan sık sık anadolu gezilerine çıkıyor ve bölgenize
vegeldiğinde bir kere dinleyip aklıselim kendisi ve projeleri hakkında bilgi
sahibi olun ve benim başta yaptığım hatayı yapmayıp yani dinlemeden
kendisini yargılamıştım kararını önce dinleyip sonra fikir sahibi olalım
ve şunu untmayalım bu hareket tabandan tavana kurulmuş bir harekettir..genç
yaşında ocak genel başkanlığı yapmış ve genç yaşında 50 li yaşların
olgunluğuna sahip bu gönül adamını gözardı etmeyelim...mutlaka kendisini
dinlemenizi tavsiye ediyorum..selametle kalınız...ALLAH(cc) YAR VE YARDIMCINIZ
OLSUN
cemal yılmaz  - AĞZINA SAĞLIK ERKAN BAŞKAN   |2009-10-18 21:21:42
BAZAN SÖYLEMEK İSTERİZ AMA KIRMAYALIM YIKMAYALIM ÜZMEYELİM DÜŞÜNCESİ
İLE YERİMİZDEM OYNAYAMAYIZ.BU NEDENLE DUYGULARIMIZI DİLE GETİRMEN NEDENİ
İLE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM SAYIN REİSİM.DEĞERLİ YAVUZ BAŞKANIM İÇİN
İSE SÖYLEMEYE YORUMA GEREK YOK. O ZATEN SÖYLENMESİ GEREKENLERİ BU ZAMANA
KADAR SÖYLENMEYENLERİ DİLE GETİRMEKTEDİR.MUHAKKAK SÖYLEDİKLERİNİN
UYGULAYABİLECEK SÜRECTE YÖNETECEK BİR LİDERDİR.SÖZÜN KISASI O YENİ BİR
MEDENİYETİN LİDERİ OLACAKTIR.YENİ BİR NİZAMA YENİ BİR YAVUZ DİYORUM
Erkan GÜNEŞ  - Bu Bir ELİF Sevdasıdır.   |2009-10-18 18:47:59
avatar Yavuz AĞIRALİOĞLU Bu ülkenin geleceğidir.Bu ülke için bir umuttur.Varolma
mücadelesinin adıdır.Bayrağın düştüğü yerden kaldırılmasının
adıdır Yavuz.Rükuda bekleyenleri kıyama kaldıracak,elif gibi hep dimdik
duracak Bir Reistir Yavuz AĞIRALİOĞLU.
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."