Çarşamba, 22 Şub 2012
 
 

Arama

En Son Yorumlar

Kardeş Siteler

Yavuz Ağıralioğlu
Tacettin Dergahı
Haber Hilal
Kırk Ambar
Birlik Sağlık-Sen
Birlik Eğitim-Sen
boş
Diğer Kardeş Siteler İçin Tıklayın

Anketler

Muhteşem Yüzyıl dizisi için ne düşünüyorsunuz?
 

Teşkilat Haberleri
BBP ALANYA İLÇE BAŞKANI İSTİFA ETTİ PDF Yazdır E-posta
Yazar nizamialem.org   
Çarşamba, 24 Ağustos 2011 07:52

BBP Alanyadan Şok İstifa Kararı!

BBP Alanya İlçe Başkanı Ömer Baki NAMAL, şok bir karar alarak BBP'den istifa ettiğini açıkladı.

 

12 Aralık 2010 gününden bugüne yürütmekte olduğum Büyük Birlik Partisi Alanya İlçe Başkanlığı görevimden İstifa kararı almış bulunmaktayım. 9 aylık süreçte bizden desteğini esirgemeyen başta partililerimize, üyelerimize, delegelerimize, Alanya Halkına, dernek –oda başkanlarına, kamu mülki ve idari amirlerine ve basın mensuplarına teşekkür ederim.

 

 

   Rahmetli Şehit Genel başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun yolu nefes aldığımız sürece inandığımız ve bildiğimiz tek yol olacaktır. Yine Rahmetli Genel başkanımızın söylevlerinden ''İnanmadığım Bir Davada, Milyonlarla Yürüyeceğime; İnandığım Bir Davada ,Tek Başıma Yürürüm'' Anlayışından Yola Çıkarak Mensubu Olmaktan 3 Temmuz 2011’ e kadar büyük şeref ve onur duyduğum BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ'nden İstifa Ediyorum.

Şerefle sürdürdüğümüz bu davada, bizi ve davamızı temsil etmeyen ve  edeceğine inanmadığımız kişilerle aynı yolda yürümemiz artık mümkün değildir. Yeniden ‘’Elif’’ deyip yeniden Nizam-ı Alemi tesis etmek üzere yakında görüşmek dileğiyle Herkesten Allah razı olsun, Herkesten Haklarını helal etmelerini istiyorum.

Saygılarımla…

Ömer Baki NAMAL

BBP Alanya İlçe Başkanı

 

 
Muzaffer BOZGEYİK BBP'den istifa etti... PDF Yazdır E-posta
Yazar nizamialem.org   
Perşembe, 11 Ağustos 2011 07:54

 

 

O'nu anladığım günden beri Alperen ocakları 2.başkanlığı, Gaziantep İl başkan yardımcılıgı, Şehitkamil ilçe 2.başkanlığı görevlerinde bulunduğum B.B.P'den Liderim MUHSİN BAŞKAN'ın şehadeti sonrası gördüğüm lüzum üzerine;

 

DİK DURMAK! DÜZ YÜRÜMEK! DİK YAŞAMAK! adına hesapsızların, sır tutanların, vefalı olanların, tenezzülsüzlerin, cefayı çekenlerin, sırtından vurulanların, yarı yolda bırakmayanların, emanete sahip çıkacakların, vel hasılı kelam "BİZ" diyenlerin adına MUHSİN YAZICIOĞLU'nun misyonunu, davasını yaşatmak için, Yeniden "BİSMİLLAH"demek için FİTNE'ye , FESAT'a vefasızlığa ŞAH ! çekerek üzerine "KAN" düşmüş, acı düşmüş, hayal kırıklıkları düşmüş hatıralarımı, hayallerimi yanıma alarak istifa ediyorum.

 

Muzaffer BOZGEYİK

 
Yavuz AĞIRALİOĞLU: " Abdullah Öcalan Serbest Bırakılmalıdır!!!" PDF Yazdır E-posta
Yazar nizamialem.org   
Pazartesi, 08 Ağustos 2011 07:47

BBP’nin genel başkan adayı Nizâm-ı Âlem Ocakları’nın eski genel başkanı Yavuz Ağıralioğlu ilimizde gerçekleştirdiği iftar programında yeni bir parti kuracaklarının sinyalini verdi. Ağıralioğlu, “BBP Hiçbir zaman parti olamamıştır. Yeni bir partiye ihtiyaç vardır” dedi. Yaklaşık 90 kişinin katılım sağladığı Yavuz Ağıralioğlu’nun iftar programına normale göre katılımın yüksek olduğu iftardan sonra gelenlerinde bir hayli kalabalık olduğu gözlendi.


AĞIRALİOĞLU’NUN İFTAR İÇİN 4. DURAĞI KOCAELİ

Büyük Birlik Partisi (BBP) MKYK Üyesi ve son olağan kongrede BBP Genel Başkanlığı'na aday olan Nizâm-ı Âlem Ocakları eski Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu önceki gün ilimize geldi. Kocaeli Alperen Ocakları ve BBP içerisinde “biz” sloganı ile yola çıkan yeni oluşumcuların SEKA Park Otel’de düzenlediği iftar yemeğinde Ağıralioğlu Alperenleri ağırladı. Siyaset adına çok ciddi ve önemli açıklamalarda bulundu. Toplam 22 ilde iftar programlarına katılacak olan ve bu kapsamda 4. program olan ilimize konuk olan Ağıralioğlu, BBP’nin bir parti olmadığını söyleyerek yeni bir oluşum ile yepyeni bir parti kuracaklarının da sinyalini verdi. Konuşmalarında ilginç açıklamalarda bulunan Ağıralioğlu siyasette muhalefet boşluğunun olmadığını, şuanda istişarelerde bulunarak arkadaşlarımız ile neler yapılabileceğini tartışacaklarını söyle di. Konuşmasının bazı bölümlerinde iktidarı zaman zaman övüp hatalarını da söyleyerek gelecekte nasıl bir muhalefet olacaklarının da sinyallerini şimdiden vurmuş oldu. Ağıralioğlu konuşması esnasında TSK ile ilgili sorulan sorular karşısında adeta içinde kurtları dökercesine ve yapılanların doğru olduğunu ifade edercesine boşalttı.



İFTAR PROGRAMINA KATILANLAR

Alperen Ocakları eski ve yeni üyeleri ile birlikte, Alperen Ocakları Eski İl Başkanı İrfan Memiş, Sedat Ayhan Eski İl Başkanı, Nurettin Bulut Eski İl Başkanı, Fatih Kürşat Demir Darıca Eski Belediye Başkan Adayı, Osman Ayvazoğlu Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı, Şener Keser Nizam-ı Alem Eski Başkanı, Turan Doğan Darıca Alperen Ocakları Başkanı, Melih Kuran Milli Talebe Birliği, Mehmet Kıymık BBP Yozgat Eski İl Başkanı katıldı



MHP DEVLET DİLİ KULLANIYOR MİLLET DİLİ DEĞİLDİR

Yer altı yer üstü kaynaklarımız dahil insan unsurlarımız da bu kadar hakim bir siyasi irade hiç olmadı bu topraklarda en kuvvetli kudretli padişah fatihse ondanda hakimdir. Karamanoğlu Mehmet bey vardır bende beyim diyen padişah olacağım diyen denktiler yani, Sultan Selim’in birsürü marazası vardır. Kanuni’nin de vardır. Bunlar çok hakimler  siyaseti hem partilerin lehine hemde kafalarındaki kurgu adına yapabilirliğin son haddi ile yönetiyorlar. Bunun karşısında zihni bir meşruiyeti olan alternatif iktidar merkezli olabilecek bir muhalefet kurgulanması lazım. MHP’nin dili Tayyip Erdoğan’ın yerine ikame edilecek bir siyaset dil değildir. CHP ‘yi zaten saymıyorum. MHP Devlet dili kullanıyor millet dili değildir. Tayyip bey aslında bir hususta diğer siyasi partilere işaret anlamına gelecek birşeyler göstermiş oldu. Bu 9 yılda lider profili değişti. Mülletin üç aşa beş yukarı hangi siyaset diline hangi siyaset figürüne oy vereceği belli oldu. Öyle siyasetin meselelerini böyle konuşmayanlar çok oy alamıyorlar.


İKTİDAR KENDİLERİ ÇALIP KENDİLERİ SÖYLÜYORLAR

Ben şundan muzdaribim bu mevzuda 1000 yıllık burada durduğumuz medeniyet’e dönüştürdüğümüz 72 millet bir arada yaşattığımız büyük büyük eserler verdiğimiz tarihe de böyle şerefli sayfalarına da hayırlı anılabilecek bir millet olarak yaşadığımız 1000 yılın finali bunlar değil. Bu makuldür bunlarında makulü vardır ama muhalefetin boşluğu bu memleket’te çok ağır bedeldir millete. Geçen sene milli birlik projesi demokratik açılım isim bile bulamadılar. Kürt meselesi bu isimleri zikredenler iktidar partisi yöneticileri tayyip bey de dahildir. Aynı adamlar ne kürt meselesi kardeşim kürdünde meselesimi var diyorlar. Ne bugün söyledikleri söze itiraz var ne de geçen sene söylediklerinde itiraz vardı. Kendileri çalıp kendileri söylüyorlar.


BİZİM BİSMİLLAHIMIZ TAYYİP BEY SONRASI HAZIRLIĞIMIZDIR

Bizim için BBP’de aslında şöyle algılandı. Biz bir kuşak bir nesiliz ağabeyleri 80 öncesinde kavga etmiş. Sol’dan Sağ’dan dünya idealini kurgulayan insanlar için kavgadan başka çözümün olmadığı yılların hilafına biz çok iyi bir dünyaya doğduk daha iyi eğitim aldık. Dünya’nın değiştiği bu şartlar içerisinde bizim neslimiz bir altımız bir üstümüz memleketin bu yeni vizyonu na sözde kavuşturabilir gayretle “yeni Bismillah lar” ile yeni hizmetler de yapabilir. Biz ağabeylerimize aslında kongre talebimiz biraz bunu ile alakalıydı ama zannettiler ki parti içinde bir iktidar mücadelesi  bu. Bu bir tarafıyla itimadınız olsun Tayyip beyden sonra herkezin kafasında istifam vardır. Tayyip bey gidince sonrası ne olacaktır diye bir tereddüt herkes  de vardır. O hazırlıktır bizim Bismillahımız aslında



TAYYİP BEY ÇOK BAŞARILIDIR

Mümkün değil Türkiye de cetvelle çizilir bir siyasal yapılanma yok. Ben böyle olacağım böyle istiyorum cetvelle sınır çizer gibi siyasal sistem tasavvur edilmez. Çok başarılı şuradan anlayın Türk siyasi tarihinde de emsali yoktur. 9 yıldır iktidarda kalıp her yeni seçimde oyunu arttırarak devam etmek hafife alınır bir başarı değildir.



BBP BİR PARTİ DEĞİLDİR

Dün yaptığım açıklamamda BBP den ayrıldığımı ilan ettim ve kasımdaki kongrede müdahil olmayacağım. Kafamdan geçen şu BBP son virajdan bütün açıklığı ile söyleyeyim. Aslında BBP bir parti değildir. Parti olamamıştır biz Muhsin başkan ile hatıraları birikmiş insanlar topluluğuyuz. Meleket için hayır olacağına inandığımız bütün sözleri hiç kimseden korkmadan söylemiş bir millet kürsüsüdür burası ama parti değildir. Bilinen anlamıyla parti olamamıştır. Memleketin ittifakla birbirine düşman olan pek çok unsurunun büyük birlik partisini sevmektedir.



MUHSİN YAZICIOĞLU ADAM GİBİ ALGILANDIĞI İÇİN BÜYÜKTÜ

Mesela Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatıyla BDP liler mitinglerini iptal ettiler. Bu kabil nezaket gösterilen bir adam parti genel başkanlığından daha fazla bir adamdır. Parti genel başkanlarına böyle nezaket gösterilmez. Usulen nezaketen sürece hürmeten derler ki geçmiş olsun Allah rahmet etsin derler. Muhsin başkanın vefatı başka bir şeydir. O onun parti genel başkanlığından daha fazla bir adam bir vatanperver, bir millet sever adam gibi algılandığının alametidir. Bizde aslında bu hissiyatın 18 yıllık karşılığını görüyoruz. Çok fazla teveccüh görüyoruz. Ama giriyoruz çıkıyoruz % 1 alıyoruz her seçimden mağlubiyetle çıkıyoruz. Bizimki de Tayyip bey gibi bir istisnadır. 18 tıldır % 1 alıp siyasal popülarite si  bu kadar yüksek başka bir parti yoktur. Yani BBP Türkiye de 68 partiden bir parti değildir.



BBP DE DEĞİL AMA KÜTLE AĞIRLIĞIMIZ İLE SİYASETE DEVAM EDECEĞİZ

BBP’nin oyu %1 dir ama 5 partiden bir partidir büyüklerin peşine ekleyeceğiniz bir partidir. Oyundan daha bağımsız bir kütle ağırlığı vardır. Bu ağırlığa sebep olan sözle biz siyasete devam edeceğiz. Ama BBP de değil. Birazcık mayalanması lazım.



BİZ CÜMLESİ BİZİM ADIMIZ

Farkında iseniz  bir iki aydır memleket meselelerini konuşurken biz diye konuşuyoruz. Biz cümlesi bizim adımız oldu. Biz biz olduk bu arada. Biz bu biz tasavvuru içerisinde bizim Türkiye tasavvurumuz ve bizim dünya idealimiz bu ideali resmedeceğiz. Bize dair bir mukaddime bize dair bir Türkiye ve Dünya okuması yapacağız. Bizim çerçevesini çizdiğimiz her yerde BBP nin şu ana kadar taşımış olduğu hissiyatla memleketin yönetimine talip bir kadro hüviyetine bürüneceğiz.



TAYYİP BEYİN ELİNDEKİ METİN BİZİM MİLLİ MUTABAKAT METNİNİN MİLLİ GÖRÜŞ VERSİYONUDUR

Şöyle yapacağız. Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz cümlesi ile siyasete başladı BBP ama bizim kurgumuz milli mutabakat metni diye ortaya koyduğumuz siyasi manifesto Tayyip beyin elinde iktidar. Tayyip beyin elindeki metin bizim milli mutabakat metninin milli görüş versiyonudur. Bu kadar açık söylüyorum. Milliyetçi tarafları yontulmuş halidir ümmet millet vizyonu.


Bizim ki millet devlet vizyonudur ama anayasa nın ilgili kurulların yüksek yargının milletvekili dokunulmazlıkları'nın YÖK’ün memlekette ne kadar kangrenleşmiş mevzu varsa o mevzuların çözümüne dair bir manifestoydu milli mutabakat metni. O metinde bizim kurgumuz vardı. Bu toprağın Ermenisi, bu toprağın Yahudi’si, bu toprağın Rum u bizim Türkiye tasavvurumuzda bende buna inanıyorum diyebilmeli bizimle siyaset yapabilmelidir. Öyle bir siyasal üslup geliştirelim ki o üslup içerisinde bir Süryani bende sizin bu tasavvurunuzun adamıyım desin bende bu idealin adamıyım desin. Biz onlarla zenginiz bu millet onlarla 1000 yıldır medeniyet. Bu zihni elastikiyeti sağlarsak Tayyip beyin şuanda yakalamış olduğu uluslararası kredinin karşılığını görür.


1923’TE MİLLET’E FORMAT ATTILAR

Bu bizim 1923 te kurulmuş bir devlet değil bu yeni bir devlet. 1923 te devlet kurulduğunda önce devlet kuruldu sonra dediler ki bu devlete bir millet lazım. Devlete millet lazım dediler. Ondan sonra millete format attılar. O formatın bize dar gelen tarafları şimdi değişiyor. Şimdi millet kendisine devlet inşa etmeye çalışıyor olan budur.  Bu aradaki sancıyı iyi yönetebilirsek bizim bundan sonraki süreçte parti meselesi değil. AKP’ye muhalif ya da MHP ye ve CHP ye itiraz değil. Dünya ya iyi bir söz söylememiz lazım insanca yaşanılabilir bir dünya idealine biz 1000 yıldır manivela görevi gördük.


TÜRKİYE NUHUN GEMİSİ GİBİDİR

Yani bu Türkü 1000 yıldır insanlığında ümmeti Muhammed’in de, inananın inanmayanın da, herhangi bir mezhebe bağlı diye zulüm görmedikleri bir memleket tir burası 1000 yıldır kim zulüm görürse kafasını çevirip sığınacağı bir liman gibi görünen teşbihe hata olmasın burası Nuh Aleyhi selamın gemisi gibidir. Mazlumların sığındığı bir gemi olmuştur. Bu hüviyetin bize kazandırmış olduğu krediyi Tayyip beyle Ortadoğu da,  Kafkaslar da, Balkanlar da, kazandığımız itibarı kasten söylüyorum yönetebilecek bir muhteva ile buluşturmamız lazım. İmparatorluk bakiyesi topraklarda bize bir nüfuz alanı açılıyor. Bu nüfuz alanını yönetmemiz lazım ve oraya hazırlık yapmamız lazım.


1923’TE AYIYA DAYI DEMEK ZORUNDA KALDIĞIMIZ BİR DÖNEM YAŞADIK

KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEDEN SİYASET YAPACAĞIZ

Biz bu topraklarda 74 milyonuz ve bu topraklar 13 milyon dan kuruldu. Birbiri ile didişmek’ten kurtulmamız lazım. Kimseyi ötekileştirmeden herkesi varlığı ile zenginlik sayacak bunu da bu memlekette 1000 yıldır durmuşluğu’nu teminat sayacaktır. Her şey yeniden tanımlanıyor.  Bu bizim 1923 te ortaya koyduğumuz devlet olma iradesinin tam karşılığı değil, o zaman devlet kuruyorduk. Mustafa Çalık’ın harikulade bir tespiti var. Devlet kurulurken 1923’te Ayıya Dayı demek zorunda kaldığımız bir dönem yaşadık. Ondan sonra gelen kuşak ayıyı gerçek ten dayı sandı bu yüzden maraza çıktı.


HAKKARİYE AĞIT YAKARSAN ANKARA DÜŞER

Türklükte 1000 yıllık serencamında vatan yoktur Devlet vardır. Bize vatan inançlarımızı yayabildiğimiz ve yaşayabildiğimiz, insanlığa hizmet edebildiğimiz her yer bizim vatanımızdır.  Eskiden Revana ağıt yakarken şimdi Hakkâri’ye ağıt yakıyoruz. Hakkâri’yi beklemenin yolu Revana ağıt yakmaktır. Hakkâri’ye ağıt yakarsan Ankara düşer. Hakkâri’ye ağıt yakmamak lazım. Musul’a ağıt yakmak lazım, Arnavutluk’a ağıt yakmak lazım.


BU MİLLET DEVLET YAPMAYA ÇALIŞIYOR

Düşe kalka biraz ağır bedel ödüyoruz ama ne olursa olsun üzerinde oturduğumuz tarihi tecrübe bizi mutlaka doğru ile buluşturuyor. Biz devamlı içimizdeki savlet duygusuna dokunan adamlarla yürüyoruz. Bizim ekonomimiz dünyanın en kuvvetli ekonomisi haline gelsin, hazine de dolu olsun, mesela en haysiyetsiz bir başbakanımızda olsun bu devletin bir misyon’u var mı yok mu görür herkes, Devletin doğal misyonu vardır.


TÜRK 1000 YILDIR HAÇA ÇARPAN HİLALİN ADIDIR

Bu Devlet ve Millet Kendi Geleceklerini Başka Milletlerin Zulmü Üzerine İnşa Etmediler. Bizim Türkün Ortadoğu da ki itibarımızı Başbakan yeni görüyor. Bunlar gençken rahmetli Erbakan’ın rahle-i tedrisinde Türk deyince kafir olduklarına inanıyorlardı. Milliyetçilik konusunda seminer verildiğinde bunlara milliyetçilik kötü bir şeydir peygamber efendimiz milliyetçiliği yasaklamıştır, milliyetçi dedin mi Kürt diyorsun Türk dedin mi tamam gittin kâfirsin, buna uygun cümleler kuruldu. Erbakan hoca dedi ki sen öyle Türküm dersen adamda derki bende kürdüm der. Bu cümlelerden bile anlaşılan o ki ne kadar sığ bir fikir zemininde siyasete Bismillah dedi bunlar.


Tayyip Bey başbakanlığında fark etti ki, “Türk milleti kötü bir şey değil, Türk deyince kafir mafir olmuyorsun baya iyi bir şey bunu yeni fark etti”  sonra bu dünyadaki itibarın Türklükten geldiğini anladı ve Türk ün aslında bir kavim olmadığını anladı. Türk 1000 yıldır haça çarpan HİLAL’in adıdır Türk o dur. Türk içinde sadece kendisine ait olan bir irade ile varlığı tanımlanan bir şeydir. İçinde Ermeni, Rum, bestekarı, musikisi, mimarı, başbakan güzel sayıyor. Takyos  efendi bir Türk’tür mesela aslında ermeni dir. Mimar Sinan Türk’tür aslında Sırp’tır. Eşref kuşçubaşı Türk’tür aslında Çerkez’dir.


Kurtuluş savaşındaki kurmay kadro yu sayın kaç tane Türk bulacaksınız yoktur değil mi.


HRANT DİNK TÜRK’TÜR, ORHAN PAMUK ERMENİDİR

Türk O dur ki, “Müslüman bir anne babadan doğan, kulağına bir ezanla kametle bir Müslüman ismi verilen, her türlü haltı yese de DOMUZ eti yemeyen, mübarek gün ve geceler de içmeyen, Cuma hassasiyeti olup ta arada bir kaçırsa da cumaya giden, vatan, millet, din, devlet tehlikeye düştüğünde de kazma, kürek, balta, nacak alıp saldırana Türk derler” bu tanım içerisinde ben hayır Türk değilim diyecek bir Allah’ın kulu yoktur bu tanım içerisinde Hrank Dink Türk’tür. Orhan Pamuk ermeni dir söylediğim cümleye göre.


TSK'daki Gelişmeler  ile İlgili Görüşleri

“Millet iradesi galip olsun milleti hakem tayin edelim, millet yanlış yapsın kendi yanlışının bedelini millet ödesin”  şimdiye kadar yapılanlar anayasanın sonucudur. Tayyip Bey i bu kadar operasyon el hale getiren Anayasa’nın sonucudur. Millet adına en hayırlı sonucu şudur. “bu tek parti dönemi marazasıdır. Tek parti döneminde Kemal  Kılıçdaroğlu anayasa müzakerelerini mitinglerle organize ederken Ordu’ya gidiyor “bu anayasa fındığa çözüm olacak mı, Malatya’da anayasa Kayısıya çözüm olacak mı” diyor. Buna mukabil sağda şöyle diyor. “kardeşim delimesin meczup musun, kayısıyla, fındıkla ne alakası var.” Diyor. Hâlbuki bu bir CHP klasiğidir. 1949’da Recep Peker Başbakan diyor ki Zigana da portakal yetiştirilir mi, bu Cumhuriyet Halk Fırkasının bürokrasiye hakim hale getirdiği bir psikoloji var o psikoloji şu “iktidar olabilirsiniz, milletin reyiyle de iktidar olabilirsiniz ama bu devletin kurumsal yapısıyla ilgilenmeyin siz bu para pul işleri ile ilgilenin” ne zaman bu devletin kurumsal yapısını milletin lehine değiştirme iradesini ortaya koyarsın o zaman ya darbe olur ya da birisi uyarır der ki “devlet işi ayrı, siz para işlerine bakın, karışmayın” referandum sonucunda millet “hükümet kimse devlet o dur” dedi.


BİZ ÖLÜNCE YIKILMAYIZ, KENDİ ORDUMUZDAN ŞÜPHE EDİNCE YIKILIRIZ

Her kurum kendi sözüyle kredisini taşır. “TSK’nın bu kadar zayıf olmasının, itiraz ederken bile sözünün karşılığının olmamasının sebebi siyasetin bu kadar hakim olmasından değil, ordunun bizatihi kendi kaybettiği Kredi’dir.” Biz ne zaman yıkılırız Silvan’da 13 tane askerimiz şehit oldu. Milletin zihninde şöyle bir şey var “bizim askerlerin bu işte kesin parmağı vardır” biz ölünce yıkılmayız kendi ordumuzdan şüphe edince yıkılırız. Ordu zaman zaman yanlış işler yapar mı yapar. Fasılalarla darbe yapar. Güneydoğudaki meseleye ne derseniz deyin bunun bir tarafında da bizim ordumuz vardır. Osmanlının fizan-ı gibidir. İzmit’te yolda giderken polis size kötü muamele etse, yarım saat sonra aynı polis bir daha size kötü muamele etse, tevafuk bu 1 saat sonra evinize giderken bir daha aynı polis bir daha kötü muamele etse dersinki senin de devletinin de işte burada ki kötü muamelenin karşılığıdır. Burada kötü muameleden suçlanmış, zan altında kalmış memurları devlet nereye gönderiyor “Güneydoğuya” gönderiyor. Vatandaşı ile arası açık öğretmen. Burada emniyette vatandaşa kötü muamele yapmış işkenceci polis, kötü muameleci asker artık ne diyorsan. Memurun en zayıfını en kötüsünü yıllarca oraya göndermişiz. Adam burada zaten devletle milletin arasını açmış orada canını okur milletin. Oradaki vatandaşta şöyle bakmış “DEVLET GELDİ” adam devlet ’ten başka her şeye benziyor. Dolayısı ile zaten provoke ediliyor,  zaten yumuşak karnımız, zaten kaşınıyor üstüne tuz biber ekmişiz.


ORDU İZZETİ’NİN DERDİNE DÜŞMEDİ BÖYLE OLDU

Başımıza çuval geçtiği zaman ordu eğer “kredi istiyorsa sözüne orada gerekeni yapacaktı.” Başına çuval geçtiği zaman velev ki geçirildi siyasi aczi yettir. Tayyip Bey çok büyük gaf yaptı “müzik notasıyla asker notasını karıştırmamak lazım” yanlış bir cümle kurdu. Ordu doğru cümleyi kursaydı incirlikte “aynı rütbede aynı unvanda askerlerin kafasına çuval geçirseydi.” Sen bana yaptın ben sana yaptım dersin millet derki evet bizim ordumuz izzetinin derdine düşmüş. Sen kendi izzetinin derdine düşmezsen millet senin izzetinin derdine düşmez. “Kurtlar Vadisi üzerinden çuvalın rövanşını alacak bir millet değiliz biz.Bize ayıp gelmesi lazım.


ÖLEBİLMEYİ DE BECEREMİYORSAK BİZ NİYE ASKER VE NİYE MİLLETİZ?

Asker Ölmek için vardır. Bu topraklar da Askerlerimiz, Millet olarak biz, bu kadar ölebildiğimiz için burası bize vatan dır, “Ölebilmeyi de beceremiyorsak biz niye asker ve niye milletiz” Askerlerimiz hangi kur-an kursuna hangi adamların gittiğine, personelinin hangisinin büyük babası sakallı, büyük annesi başörtülü olduğunu onun sicilini tutana kadar bu sınırdan sızan katırlarla gelip karakollarımızı basan adamların çetelesini tutmaları lazımdı. Millet zihnen ayrıştırır böyle yapınca, birinde sehven oldu der, ikincisinde derki gözden kaçmış, 3,4,5, peş peşe gelince millet canına tak der ve yeter artık der. Gerilla eğitimi almış teröristleri karşı karşıya bırakıyorsun askerleri vurup vurup gönderiyorlar, Özel Harekât nerede efendim özel hareket biz anti demokratik niyetler taşıdığımız zaman belki bize sıkıntı olur. Özel Harekâtı geri hizmete çekelim onlar bar pavyon beklesinler. Bu böyle at izi it izine karışmış bir süreçtir. Bu kadar ağır bir bedeli ödememizin hiçbir karşılığı yoktur. Bu topraklarda hiçbir şey olmaz. Kürtçüler siyasal kürkçüler bir karış toprak alamazlar bu kadar can, bedel ödemeye gerek yok


BİR KARIŞ TOPRAK VERMEYİZ, VEREMEYİZ

Bu topraklar üzerinde giriş parolamız Malazgirt’ten beri “elbisesi kefeni” olan bir milletiz biz. Hepimizi öldürürseniz olur. PKK ile husumetimiz yüzünden KENDİ Kürtlerimize böyle bir kötülüğü yapamayız. Tayyip beyin en büyük kabahatlerinden biri şudur “Teröriste vatandaş muamelesi yapmamak lazımdır. “Teröriste vatandaş muamelesi yaparsanız vatandaşı terörizme edersiniz” teröriste terörist muamelesi, vatandaşa vatandaş muamelesi yapacaksın. Burada kantarın topuzu kaçtı.


"ABDULLAH ÖCALAN SERBEST BIRAKILSIN"

Abdullah Öcalan serbest bırakılmalı!.. O adam dünya’nın en güvenli yerlerinden Başbakanımızdan, Cumhurbaşkanımızdan, Genel Kurmay Başkanımızdan daha güvenli bir yerde füzelerle ve bizim vergilerimizle beklenerek siyasetçi olmasın defolsun gitsin terörist olsun bir özgürlük savaşçısı olmasın bizim himayemizde özgürlük savaşçısı olmasın


“İDAM GERİ GELSİN”

Herkese içeriden çıkardıkları adamlara da bizim karakollarımızın krokisini versinler desinler ki karakollarımızın krokilerini bulmaya çalışmayın hepsinin krokilerini veriyoruz. DOKUNUN göreyim sizi desin, bundan sonra bulduğumu bulduğum yerde alacağım desin  Devlet ama desin Kandil dahil sende defol git desin, içeridekilere de desin ki siz de defolun gidin istediğiniz yere gidin sınırları da açtım geldiğiniz gün girdiğiniz gün itlik yaptığınız gün yoksunuz. “Bunu bir kere desin Devlet desin bakın ne oluyor.” Onu diyemiyorsan bu adamı imralı da “özgürlük savaşçısı haline nasıl getirirsin.” Bu adamı Mandela haline nasıl getirirsiniz siz. Bu devlet yoktu vardı bizde o kadar yoktu ki yok bile yok denemeyecek haldeydi oradan çıktı bu devlet. Siyasetin marifeti az bedelle atlatılmasını sağlamaktır.


BİZ ŞEHİT ANNELERİNİN, TERÖRİST ANNELERİ İLE AYNI KEFEYE KONMASINDAN MUZDARİBİZ

Biz askerlerimiz Şehit oluyor diye muzdarip değiliz. Biz Şehit Annelerimiz ile terörist anneleri aynı cümlelerde zikredildiği için muzdaripiz. Ölmekten muzdarip olsak burayı vatan bilmeyiz kendimize. “Bizim kadar başka hiçbir millet ölemediği için bura vatandır bize.”


CEMİL ÇİÇEK BAKANLIKTAN EMEKLİ OLACAK...

Bizim neslimiz bizden öncekilerden çok daha iyi ve şanslı bizden sonrakilerde bizden şanslı olacak “ben babamdan çok biliyorum, benim oğlumda benden çok biliyor doğru yoldayız” ama bu aradaki nöbet değişimini sağlayamıyoruz. Sirkülasyon yok 30 yıldır aynı adamlar bakan gına geldi. Cemil Çiçek Bakanlık’tan emekli olacak. Abdülkadir Aksu Bakanlık’tan emekli olacak. Hâlbuki bu kadar genç nüfusu olan, bu kadar genç enerjisi olan bir milletin önünde zımba gibi bir milletin yürümesi gerekir. O gençliği temsilen şimdi benim bir “BİSMİLLAHIM VAR” Tayyip beyin voltası’nı keseceğim.


SİYASİ PARTİ DÜŞÜNÜYORUZ, HAZIRLANIYORUZ

Siyasete bigâne kalamayız, siyasetin çözümüne katkı sağlayacak hiçbir meseleye de bigâne kalamayız. Arkadaşlarla birkaç senenin düzgün okumanın finalinde zaten Tayyip Erdoğan’ın da finali 2013-2014 o zamana kadar memleket yönetimine talip bir siyasal ekip haline getirebilirsek kadroyu. Milletin hizmetine talip bir kadrodur. Türki ye ve dünya tasavvuru da budur diyeceğiz hazırlığımız onadır. Bugünden yarına partileşiyor musunuz derseniz hayır. İstişare etmemiz lazım. Tayyip Bey şuanda muhalefetinde konuşacaklarını konuştuğu için ve boşluğu doldurduğu için o boşlukta yok o siyasal boşluğu görene kadar biz millet hayrına söz biriktireceğiz söz söyleyeceğiz. Organize olacağız bir siyasal kadro hüviyetine bürüneceğiz ne zaman boşluk oluşur o zaman biz millet lehine varız diyeceğiz.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN VE BAŞBAKANIN ORTADOĞU’DAKİ GELİŞMELERLE İLGİLİ BİR GİRİŞİMİ VARMI?


KOMŞULARIYLA HARP EDEBİLECEK BİR DEVLET HALİNE DÖNÜŞMEMEMİZ LAZIM

Bizim 1990 yılından 2000 yılına kadar devlet olarak kaybettiklerimiz 1923 ten 1923 ten 2000 yılına kadar kaybettiğimiz fırsatlardan 100 kat daha fazladır. Türk devleti maddi manevi nüfuz bölgelerdir. Tamamı üzerinde uluslararası kulisler, uluslararası hegemonya güçlerinin paylaşımı bir taraftan devam ederken Türk devleti kendi iç meselelerine hapsolmuş bir devlet hüviyetine büründürülmüştür. 1990 ile 2000 yılları arasında bu kaybettiklerimizi milletin belki 100 yıllık geleceğine teminat olacak kayıplar olduğunu hiç unutmadan siyasetin bu 10 yılda kaybettiklerini geri alma hamleleridir bunlar. Orada siyasetin mahareti ne kadar kısa zamanda alınacağı ile alakalıdır. Maddi manevi nufuz bölgeleri derken, Balkanlar’ı, Kafkasları, Ortadoğu’yu, imparatorluk zamanımızdan beri hizmetini gördüğümüz bütün bu coğrafya üzerinde bizim yine aynı coğraf ya üzerindeki nüfuzumuzdan kaynaklanan, zihni meşruiyetimizden kaynaklanan bu irade nin yeniden canlanacağı zaman dilimidir bugün, bu zaman dilimi içerisinde Tayyip Erdoğan’ın bulduğu itibar 100 yıllar öncesinden bu topraklara hizmet etmeye gelen ve vazife bilmiş bir milletin itibarıdır. O itibarı bu devletin yönetmesi lazımdır. Ortadoğu yeniden şekillenebilecektir. Komşularımızla sıfır problem diye iktidara gelmiş bu siyasal sürecin finalinde komşularıyla harp edebilecek bir devlet haline dönüşmememiz lazım.


SÜRECİ İZLEYEN DEĞİL SÜRECİN İÇERİSİNDE AKTİF ROL ALAN DEVLET OLMAK DURUMUNDAYIZ

Suriye, Lübnan, Mısır, Cezayir, Tunus, Yemen, Ermenistan, Karabağ, Balkanlar bütün bu coğrafya üzerinde bizim ilgisiz kalamayacağımız mevzular. Bizim irademizin, bizim adalet duygumuzun, bizim dünyayı okumamızın iradesine bağlı olarak belki yeniden şekillenecektir. Türk devletinin kendi arşivlerinde Balkanların, Kafkasların, Ortadoğu’nun tarihi yazılıdır. Bu bu devletin bu topraklar üzerinde ne kadar nüfuzu olduğunun alametidir. Bundan sonra Türk devleti kendi etrafında Yurtta sulh cihanda sulh diye ifade edilen Türk dış politikasının bugüne kadar olan faslında, Yurtta sulh cihanda sulh beklentisini operasyon el olarak yürütmek zorundadır. Yani biz bundan sonra süreci izleyen değil sürecin içerisinde aktif rol alan devlet olmak durumundayız. Türk devletinin bundan sonra mesuliyeti daha da artacaktır. Bu mesuliyeti yönetebilme kabiliyetinin kendi içindeki meselelerini çözebilme kabiliyetine bağlıdır. “Türk devleti 30 yıldır terör belasıyla karşı karşıya bırakılarak etrafında gelişen hadiselere Müdahale etmesi engellenen devlet olarak bu süreci yaşamıştır. Devletin etrafındaki olaylara müdahale etmesinin yolu kendi içinde yekpareliği sağlamasıdır. Terörü halletmesidir. Demokrasinin kendi içinde kendi milletine zafiyeti olan unsurların tamamını kaldırmasıdır. Yani milleti ve devleti barıştırmak gereken bir siyasi süreç yaşıyoruz.” dedi

Kaynak;

http://www.kocaelisondakika.com/h11553-yavuz_agiralioglu_partiyi_kuracagini_isaret_etti.html

 
YAVUZ AĞIRALİOĞLU: "Bundan sonra “Biz” olarak yolumuza devam edeceğiz. PDF Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Perşembe, 04 Ağustos 2011 15:27

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir siyasi yapı olarak, BBP’nin bugünü ve yarını adına hiç bir tasavvur, tasarruf ve iradenin bizimle alakası yoktur artık.

 "Biz”, içinde yaşadığımız çatının isminden ve kimliğinden değil, inançlarımızdan ve ideallerimizden izzet, şeref ve itibar bulanlarız.

 

 

 

Büyük Birlik Hareketinin Lideri ve Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatları sonrasında, BBP’nin yaşadığı iki buçuk yıllık siyâsî travma sürecinin nihâyetinde 3 Temmuz 2011 tarihinde gerçekleşen olağanüstü kurultay ve sonuçlarına dâir değerlendirmelerimi paylaşmak amacı ile bu açıklamayı yapmayı kendi üzerime vazife, arkadaşlarım adına da bir borç biliyorum. 

 

Büyük Birlik Hareketinin siyâsî iddia ve kuruluş umdelerine, misyon ve mesuliyetlerine atıfla, hatırlatma ve ikazlarımızı ihtivâ eden siyâsî mücâdelemiz ve dahi hassasiyetlerimiz, BBP Kurultay Delegasyonunda müşterek bir hissiyât, ortak bir irâde ve tavır hâline gelmedi.. Delegasyonun zihinlerinde ve gönüllerinde bir karşılık bulmadı..

 

İki buçuk yıl süresince bıkmadan, usanmadan, yorulmadan: 

 

Biz, “Kaza süreci ve sonrasında yaşanan siyâsî irâdesizliğe müdahale edemiyorsanız; hiç değilse teşekkürle, şükranla, iltifatla davranmayın” dedik.

 

Biz, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahsı ve kabri üzerinden değil, sözü-ahlâkı ve irâdesinin bağlı olduğu inançtan tavır ve politika geliştirin” dedik.

 

Biz, “Referandum sürecinde, Muhsin Yazıcıoğlu’nun resimleri ve hâtırası ile AKP’nin siyâsî popülizmine âlet olmayın, “evet” deyin ama “evet”imiz ne AKP’nin siyâsî kuvveti, ne de muhalefetin çözümsüzlüğe bulaşmış acziyetine kuvvet olsun”, dedik.

 

Biz, “İktidara ve muhalefete yutkunmadan, korkmadan, hesap yapmadan, millet lehine söz söyleyebilecek olan yegâne kürsü Büyük Birlik Hareketinin kürsüsüdür, bu kürsünün vakarını Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Mustafa Pehlivanoğlu’nun şiirlerini ve mektuplarını okuyarak temsil edeceğini iddia eden Başbakana karşılıksız bir çek olarak altın tepside sunmayın”, dedik.

 

Biz, “Açıklanan raporlardaki onca rezalete rağmen bir tane bürokratını bile fedâ edemeyen AKP irâdesizliğine bu şekilde teşne olmayın. BBP sözünü ok gibi kullananların ve milleti için en cesur kararları alabilenlerin partisidir; cesur olun ve hüküm cümleleri kurun”, dedik. 

 

Biz, “Allah ve Resulü’nden başka hiçbir vazgeçilmezi ve tartışılmazı olmayacağını iddia ederek memleketin yönetimine tâlip olmuş Büyük Birlik Hareketinde bulunmuş, teri akmış, sözü olmuş, fedakârlık etmiş, emek vermiş herkesi kıymetli ve aziz bilin, sizden farklı düşünüyorlar diye arkadaşlarımızı ötekileştirmeyin”, dedik.

  

Biz, “Ya söz vermeyin ya da söz verdi iseniz öleceğinizi bilseniz tutun”, dedik.

 

Biz, “Büyük Birlik Hareketi sözünü namusu bilenlerin partisidir. Bu partiyi ve teşkilatlarını ayakta tutan bu ahlâktır, bu ahlâk kaybolursa yıkılırız”, dedik.

 

Biz, “Büyük Birlik Hareketini ittifak veya kontenjan beklentisine sokmayın, seçimlere hilâl ve gül amblemi ile girme irâdenizi ortaya koyun, adaylıklarınızı seçimden çok önce açıklayarak teşkilatlarınızı kararlılığınıza inandırın, aksi hâlde yüzde bir’leri göremez bir acziyete sebep olursunuz”, dedik.

 

Biz, “Muhalefete değil, iktidara vurarak siyâset yapmak lâzımdır, iktidar lokomotifine takılmış vagon görüntüsü teşkilatın çözülmesine sebep olur”, dedik.

 

Biz, “Büyük Birlik Hareketinin kurultay delegelerini Büyük Birlik Hareketinin hafızasına ve kuruluş iddialarına ahlâken bağlı insanlardan seçin. Kimi destekleyeceğinden çok, hareketin geleceğini öngörebilme vasfına sahip insanlardan oluşturun; aksi halde hareketin geleceğini BBP’li olmayanların belirleyeceği bir zafiyete sebep olursunuz” dedik. 

 

Biz, “BBP’nin hangi iddia, hangi misyon, hangi gerekçelerle kurulduğunu; hangi yıl, hangi sebeple partileşme kararı aldığını dahi bilmeyen hafızasız bir delegasyonla ancak kendinizi seçtirirsiniz, millete umut olamazsınız”, dedik.

 

Biz, “Bir fikri iddianın müntesiplerine yakışan, şahısları konuşmak değil, fikrî meselelerin mütâlasına ve istişâresine göre hareket etmektir”, dedik.

 

Biz, “Millete umut olmak için yola çıkanlar, memleketin meselelerine hüccet sahibi insanlarla istişâre ederek karar verebilmeli ve irâdelerini buradan devşirebilmelidir”, dedik.

 

İşte bu ve buna benzer bütün hatırlatma, ikaz ve  ihtarlarımızdır, 3 Temmuz 2011 günü Kurultay Delegasyonunda bir karşılık bulmayan.

  

Bu ikaz ve ihtarların karşılığında her türlü iftirânın, bühtanın, gıybetin, yalanın muhatabı olduk.

 

 BBP,  hareketimiz adına artık her hangi bir iyilik kırıntısının tecelli edebileceği bir çatı olmaktan çıkmıştır.

 

Bizim, Büyük Birlik Hareketinin Türkiye tasavvuruna sadık kalacağımıza verdiğimiz söz, benim ve dâvâ arkadaşlarımın namus sözüdür. Bu sözdür ki, Muhsin Yazıcıoğlu dâhil bütün Büyük Birlik Partililerin Türk Milletinden gördüğü itibarın sebebidir.  BBP kinle, nefretle, iftira ile fitne ve bühtanla yönetilecek bir parti değildir. Bu kardeşiniz aynı câmia içerisinde bulunduğu arkadaşlarını birbirine iftira atarken görmektense bin defa kongre kaybetmeyi tercih eder.

 

Şeref ve izzet Allah’ındır, kime dilerse ona verir. Dün geçmiştir, yarın ne olacağımız meçhuldür. Teşkilat terbiyemiz ve siyâsî ahlâkımız bizi sadece bugünün mesuliyetiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaptığımız her şey bir iyilik mücadelesi olarak bugün yapılması gerektiği için yapılmıştır. Geleceğin tasarrufu Allah’ındır.

 

Biz, önümüzdeki kurultay da dâhil olmak üzere, artık hiçbir siyâsî pozisyon ve genel başkanlık irâdesi içerisinde olmayacağız. Delege, oy, kazanılmış il kongreleri vs. bu manada BBP’ye dair her ne varsa biz orada yokuz.

 

Bir siyasi yapı olarak, BBP’nin bugünü ve yarını adına hiç bir tasavvur, tasarruf ve iradenin bizimle alakası yoktur artık.

 

Biz artık bundan sonra “Biz” olarak yolumuza devam edeceğiz.

 

“Biz”im yolumuz, “Biz” olarak kalmaya devam edeceğimiz bir mücadelenin yoludur.  Bu yol nerede, hangi durakta ve hangi yapıda vücut bulur, buna zamanla karar vereceğiz. Ama iyililik ve kötülüğün savaşında iyiliğin yanında saf tutanlarla elbet bir iyilik çatısı altında safları sıklaştıracağız.

 

“Biz”, içinde yaşadığımız çatının isminden ve kimliğinden değil, inançlarımızdan ve ideallerimizden izzet, şeref ve itibar bulanlarız.

 

Bu iyilik ve doğruluk mücadelesinde sözü sözümüze, yüzü yüzümüze, nefesi nefesimize, irâdesi irâdemize, duası duamıza kavuşmuş bütün dâvâ arkadaşlarıma teşekkürü ve vefayı borç biliyorum.

Allah’a emânet olunuz.

 

Saygı ve sevgilerimle.

 

Kardeşiniz

 

Yavuz AĞIRALİOĞLU

 

 

 
Yavuz AĞIRALİOĞLU, Ramazan'da Anadolu Yollarında... PDF Yazdır E-posta
Yazar nizamialem.org   
Perşembe, 28 Temmuz 2011 17:22
 

 
 
 
Yeni Neslin Soylu İdealistleri'nin Lideri Yavuz AĞIRALİOĞLU, Ramazan'da Anadolu Yollarında...


Yavuz AĞIRALİOĞLU, Ramazan boyunca gideceği illerde davâ arkadaşları ile bir araya gelerek istişarelerde bulunacak. İllerdeki bütün gönüldaşlarımız davetlidir.


Yavuz AĞIRALİOĞLU'nun Ramazan Programı
______________________________​_______

2 AĞUSTOS SALI DÜZCE

4 AĞUSTOS PERŞEMBE AMASYA

5 AĞUSTOS CUMA
SAMSUN

6 AĞUSTOS CUMARTESİ
KOCAELİ

7 AĞUSTOS PAZAR
İSTANBUL

8 AĞUSTOS PAZARTESİ GAZİANTEP

 


9 AĞUSTOS SALI KAHRAMANMARAŞ

10 AĞUSTOS ÇARŞAMBA
OSMANİYE

11 AĞUSTOS PERŞEMBE
ADANA

12 AĞUSTOS CUMA
KAYSERİ

13 AĞUSTOS CUMARTESİ
İZMİR

14 AĞUSTOS PAZAR
AFYON

16 AĞUSTOS SALI
ERZİNCAN

17 AĞUSTOS ÇARŞAMBA
ERZURUM

18 AĞUSTOS PERŞEMBE
TRABZON

19 AĞUSTOS CUMA
TOKAT

20 AĞUSTOS CUMARTESİ
BURSA

21 AĞUSTOS PAZAR
BALIKESİR

22 AĞUSTOS PAZARTESİ MANİSA

 

 

 

BÜTÜN GÖNÜLDAŞLARIMIZA DUYURULUR...

 
 

 

 

 

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 82