| Çalıştaylar, Açılımlar Demokrasisi ve 12 Top Toplayıcı... |
|
|
|
| Çarşamba, 05 Ağustos 2009 14:14 | ||||||||||||||||||||||||
|
Çalıştaylar, Açılımlar Demokrasisi ve 12 Top Toplayıcı… Hükümet Türkiye’nin önemli meseleleri üzerinde nicedir bir moda başlattı; Çalıştaylar ve Açılımlar… Alevi Çalıştayı derken son günlere de bir Kürt Çalıştayı damgasını vuruyor… DTP ve İmralı mahpusunun sıkça vurguladığı bir söylem hayata geçiriliyor. Eğer devlet bu işte öncü olmak istemiyorsa, ‘akîl adamlar’ vasıtasıyla Kürt sorunu masaya yatırılabilir, konuşulabilir. DTP milletvekili Emine Ayna meydanlarda avaz avaz bağırıyor; ‘Örgüte siyaset yapma imkanı tanınmalı…’. Ahmet Türk; ‘İmralı mahpusunu yok sayarak Kürt sorununu çözemezsiniz…’
Bütün bunlar şunu gösteriyor, DTP ve İmralı artık devlet ile, hükümet ile, baskı grupları ile herkes ile basın aracılığıyla haberleşiyor, cevaplar basın aracılığı ile veriliyor, bütün çalışmalar basında çıkan bu restleşmeler ve haberleşmeler üzerine bina ediliyor.. Tabii zevahir de kurtarılmış oluyor, yani devlet ve hükümet DTP’yi ve İmralı’yı böylelikle muhatap almamış oluyor; yerseniz… Ortada bir ‘Kürt Açılımı’ lafı dolanıyor duruyor, faili meçhul gibi, kimse açıktan açığa sahip de çıkamıyor. Sanki birileri, birilerinin şom ağızlılığını bekliyor, birileri ağzından baklayı çıkaracak ve herkes ‘ohhh’ deyip rahatlayacak.. Cumhurbaşkanı ‘Bu tarihi fırsatı kaçırmayalım’ diyor, Başbakan ‘Güzel bir nokta’ diyor, İçişleri Bakanı ise Kürt açılımını tedrîci bir izah ile ‘kısa, orta, uzun’ diye üçe ayırıyor ama bahse konu ‘açılımın’ ne olduğunu kimseler bilmiyor. Ya da kimse açıklamaya cesaret edemiyor.. Cumhurbaşkanı Başbakana atıyor topu, serde eski futbolculuk da var, Başbakan da topu göğsünde yumuşatıyor ve bir bilek hareketi ile markajdaki İçişleri Bakanı’na veriyor topu. İçişleri Bakanı topu kaybedip seyirciye rezil olmaktansa çareyi topu taça atmakta buluyor ve devreye İmralı’nın ve DTP yetkililerinin ağızlarına pelesenk ettiği 12 akîl adam, 12 top toplayıcı giriyor oyuna.. Sahada ilk 11 yok, onlar tribüne çıkıyorlar, bu oyunun teknik direktörü ise karanlıklar prensi; kim olduğu meçhûl!... Gazetelerindeki köşelerinde yıllardır ‘Kürt sorunu’ ile ilgili yazan, Kandil’de, Şam’da ve her nerede ise İmralı mahpusu ile mülakatlar yapan, ona sayın diye hitap eden ve sanırım yakın günlerde ‘onunla da konuşulmalı’ demeye başlayacak olan ve bu konuyla ilgili ne düşündüğü âşikâr 12 adam, Ankara’da bir toplantı yapıyorlar.. Körler sağırlar birbirini ağırlıyorlar, ev sahibi ise İçişleri Bakanı.. Buradan ne çıkar? Koskoca bir hiç… Bu 12 adam hangi derde devâ, hangi sadra şifâ olur? Koskoca bir hiç… Yüzyılın başlarında İngiltere’nin kucağında oyuncak olmuş olanlar Kürt aşiret liderleri, şimdilerde ABD’den medet umanlar yine aynı aşiretlerin liderleri. Üstelik dededen toruna geçen liderlikler.. Bölgedeki Kürtlerin açlık, sefalet, eğitim, sağlık gibi meseleleriyle ilgili tek laf etmeyen ama bölgedeki petrol savaşlarında ABD ve İngiltere arasında kucak kapma yarışı yapan aynı liderler… Bizim televizyonlarımızda federasyon talepleri yükseliyor artık ve federasyonun zenginlik olduğundan dem vuruyor Kürt aydınları.. Dünyanın belki de en uzun ömürlü federasyonu olan Rusya ve Yugoslavya’nın tarihi sanki yakın tarih değil de mitolojik tarihin sahifelerinde yer alıyor. Kürtler yine kötü bir tezgâha getiriliyor. Birileri onlara koş diyor, arkalarından tazıyı salacaklar tut diye. Kürtler yine aynı güçler tarafından kandırılıyor. Ekmeğe, işe, sağlığa, eğitime ihtiyacı olan Kürtler, devlet vaad edilerek kandırılıyor.. Bölgede İran’a tahammül edemeyen, bölgede Türkiye’ye tahammül edemeyen güçler, Kürtlere devlet vaad ediyorlar, İran, Türkiye ve Suriye arasında yaşayabileceğine inandırılmaya çalışılıyor bu nevzuhur devletin… Kürt açılımı diyenler yakında ağızlarındaki baklayı çıkaracaklar. Ama 12 top toplayıcının ağzından ama başkalarının ağızlarından. Ne istiyorlar öğreneceğiz.. Anlaşılan o dur ki, etekteki taşlar dökülecek.. Ne isterlerse istesinler.. Yangında ilk kurtarılacaklar listemiz bellidir.. Ülkemizi ne pahasına olursa olsun böldürmeyiz.. Buna kimsenin gücü yetmeyecektir.. Türkçe ülkemizin resmî dilidir, bunun değiştirilmesini entelektüel fantezi olarak bile dinlemeyiz.. Belki isteyen özel okullar açabilir, resmî dili Türkçe olarak, ikinci bir dilde eğitim verebilir. Tabii öğrenci, öğretmen, müfredat vs. bulabilirlerse.. Federasyon olarak yalnızca TFF’yi biliriz ve benzerlerini, başka federasyon bilmeyiz.. Kürtlerle din, vatan, mazi, tarih, coğrafya ve menfaat birliğimiz vardır, biz bu hukuka ne olursa olsun saygılı olacağız. Komşularımızdır, iş ortaklarımızdır, akrabalarımızdır, kan kardeşlerimizdir. Aynı beşiklere doğduk, yan yana mezarlara defnedildik. Kıyamete kadar bu bizim için böyle kalacaktır.. Kürtçe türküleri beraber söyleriz, Kürtçe halaylarda beraber saf tutarız, ağıtlarıyla beraber ağlar, beraber yanarız.. Bu, Türkiye’de yaşayan bütün vatandaşlarımız için böyledir. Türk milleti kavramı etnik bir kavramın verâsında bir kavramdır. Bir kader birliğidir, dil birliğidir, beraber yaşama birliğidir, kültür birliğidir, öyle yüce bir kavramdır ki, İstiklâl marşını bir Arnavut, Mehmet Akif yazmıştır ve Mehmet Akif’in aziz naşına bu millet gönlünü türbe yapmıştır.. Kendisini bu kavramın, bu tarihin, bu birliğin dışında hissedenleri yine bu millet koruyacaktır her türlü tehlikeden, yine bu millet kucaklayacaktır. Bu topraklarda Klu klux klan geleneği yoktur, asla ve asla olmayacaktır, Klu klux klan geleneği Batıya ait bir gelenektir, bizi taşeronlarıyla bölmeye çalışan Batıya ait bir gelenek…
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||||||||


