|

Bir siyasi yapı olarak, BBP’nin bugünü ve yarını adına hiç bir tasavvur, tasarruf ve iradenin bizimle alakası yoktur artık.
"Biz”, içinde yaşadığımız çatının isminden ve kimliğinden değil, inançlarımızdan ve ideallerimizden izzet, şeref ve itibar bulanlarız.
Büyük Birlik Hareketinin Lideri ve Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatları sonrasında, BBP’nin yaşadığı iki buçuk yıllık siyâsî travma sürecinin nihâyetinde 3 Temmuz 2011 tarihinde gerçekleşen olağanüstü kurultay ve sonuçlarına dâir değerlendirmelerimi paylaşmak amacı ile bu açıklamayı yapmayı kendi üzerime vazife, arkadaşlarım adına da bir borç biliyorum.
Büyük Birlik Hareketinin siyâsî iddia ve kuruluş umdelerine, misyon ve mesuliyetlerine atıfla, hatırlatma ve ikazlarımızı ihtivâ eden siyâsî mücâdelemiz ve dahi hassasiyetlerimiz, BBP Kurultay Delegasyonunda müşterek bir hissiyât, ortak bir irâde ve tavır hâline gelmedi.. Delegasyonun zihinlerinde ve gönüllerinde bir karşılık bulmadı..
İki buçuk yıl süresince bıkmadan, usanmadan, yorulmadan:
Biz, “Kaza süreci ve sonrasında yaşanan siyâsî irâdesizliğe müdahale edemiyorsanız; hiç değilse teşekkürle, şükranla, iltifatla davranmayın” dedik.
Biz, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahsı ve kabri üzerinden değil, sözü-ahlâkı ve irâdesinin bağlı olduğu inançtan tavır ve politika geliştirin” dedik.
Biz, “Referandum sürecinde, Muhsin Yazıcıoğlu’nun resimleri ve hâtırası ile AKP’nin siyâsî popülizmine âlet olmayın, “evet” deyin ama “evet”imiz ne AKP’nin siyâsî kuvveti, ne de muhalefetin çözümsüzlüğe bulaşmış acziyetine kuvvet olsun”, dedik.
Biz, “İktidara ve muhalefete yutkunmadan, korkmadan, hesap yapmadan, millet lehine söz söyleyebilecek olan yegâne kürsü Büyük Birlik Hareketinin kürsüsüdür, bu kürsünün vakarını Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Mustafa Pehlivanoğlu’nun şiirlerini ve mektuplarını okuyarak temsil edeceğini iddia eden Başbakana karşılıksız bir çek olarak altın tepside sunmayın”, dedik.
Biz, “Açıklanan raporlardaki onca rezalete rağmen bir tane bürokratını bile fedâ edemeyen AKP irâdesizliğine bu şekilde teşne olmayın. BBP sözünü ok gibi kullananların ve milleti için en cesur kararları alabilenlerin partisidir; cesur olun ve hüküm cümleleri kurun”, dedik.
Biz, “Allah ve Resulü’nden başka hiçbir vazgeçilmezi ve tartışılmazı olmayacağını iddia ederek memleketin yönetimine tâlip olmuş Büyük Birlik Hareketinde bulunmuş, teri akmış, sözü olmuş, fedakârlık etmiş, emek vermiş herkesi kıymetli ve aziz bilin, sizden farklı düşünüyorlar diye arkadaşlarımızı ötekileştirmeyin”, dedik.
Biz, “Ya söz vermeyin ya da söz verdi iseniz öleceğinizi bilseniz tutun”, dedik.
Biz, “Büyük Birlik Hareketi sözünü namusu bilenlerin partisidir. Bu partiyi ve teşkilatlarını ayakta tutan bu ahlâktır, bu ahlâk kaybolursa yıkılırız”, dedik.
Biz, “Büyük Birlik Hareketini ittifak veya kontenjan beklentisine sokmayın, seçimlere hilâl ve gül amblemi ile girme irâdenizi ortaya koyun, adaylıklarınızı seçimden çok önce açıklayarak teşkilatlarınızı kararlılığınıza inandırın, aksi hâlde yüzde bir’leri göremez bir acziyete sebep olursunuz”, dedik.
Biz, “Muhalefete değil, iktidara vurarak siyâset yapmak lâzımdır, iktidar lokomotifine takılmış vagon görüntüsü teşkilatın çözülmesine sebep olur”, dedik.
Biz, “Büyük Birlik Hareketinin kurultay delegelerini Büyük Birlik Hareketinin hafızasına ve kuruluş iddialarına ahlâken bağlı insanlardan seçin. Kimi destekleyeceğinden çok, hareketin geleceğini öngörebilme vasfına sahip insanlardan oluşturun; aksi halde hareketin geleceğini BBP’li olmayanların belirleyeceği bir zafiyete sebep olursunuz” dedik.
Biz, “BBP’nin hangi iddia, hangi misyon, hangi gerekçelerle kurulduğunu; hangi yıl, hangi sebeple partileşme kararı aldığını dahi bilmeyen hafızasız bir delegasyonla ancak kendinizi seçtirirsiniz, millete umut olamazsınız”, dedik.
Biz, “Bir fikri iddianın müntesiplerine yakışan, şahısları konuşmak değil, fikrî meselelerin mütâlasına ve istişâresine göre hareket etmektir”, dedik.
Biz, “Millete umut olmak için yola çıkanlar, memleketin meselelerine hüccet sahibi insanlarla istişâre ederek karar verebilmeli ve irâdelerini buradan devşirebilmelidir”, dedik.
İşte bu ve buna benzer bütün hatırlatma, ikaz ve ihtarlarımızdır, 3 Temmuz 2011 günü Kurultay Delegasyonunda bir karşılık bulmayan.
Bu ikaz ve ihtarların karşılığında her türlü iftirânın, bühtanın, gıybetin, yalanın muhatabı olduk.
BBP, hareketimiz adına artık her hangi bir iyilik kırıntısının tecelli edebileceği bir çatı olmaktan çıkmıştır.
Bizim, Büyük Birlik Hareketinin Türkiye tasavvuruna sadık kalacağımıza verdiğimiz söz, benim ve dâvâ arkadaşlarımın namus sözüdür. Bu sözdür ki, Muhsin Yazıcıoğlu dâhil bütün Büyük Birlik Partililerin Türk Milletinden gördüğü itibarın sebebidir. BBP kinle, nefretle, iftira ile fitne ve bühtanla yönetilecek bir parti değildir. Bu kardeşiniz aynı câmia içerisinde bulunduğu arkadaşlarını birbirine iftira atarken görmektense bin defa kongre kaybetmeyi tercih eder.
Şeref ve izzet Allah’ındır, kime dilerse ona verir. Dün geçmiştir, yarın ne olacağımız meçhuldür. Teşkilat terbiyemiz ve siyâsî ahlâkımız bizi sadece bugünün mesuliyetiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaptığımız her şey bir iyilik mücadelesi olarak bugün yapılması gerektiği için yapılmıştır. Geleceğin tasarrufu Allah’ındır.
Biz, önümüzdeki kurultay da dâhil olmak üzere, artık hiçbir siyâsî pozisyon ve genel başkanlık irâdesi içerisinde olmayacağız. Delege, oy, kazanılmış il kongreleri vs. bu manada BBP’ye dair her ne varsa biz orada yokuz.
Bir siyasi yapı olarak, BBP’nin bugünü ve yarını adına hiç bir tasavvur, tasarruf ve iradenin bizimle alakası yoktur artık.
Biz artık bundan sonra “Biz” olarak yolumuza devam edeceğiz.
“Biz”im yolumuz, “Biz” olarak kalmaya devam edeceğimiz bir mücadelenin yoludur. Bu yol nerede, hangi durakta ve hangi yapıda vücut bulur, buna zamanla karar vereceğiz. Ama iyililik ve kötülüğün savaşında iyiliğin yanında saf tutanlarla elbet bir iyilik çatısı altında safları sıklaştıracağız.
“Biz”, içinde yaşadığımız çatının isminden ve kimliğinden değil, inançlarımızdan ve ideallerimizden izzet, şeref ve itibar bulanlarız.
Bu iyilik ve doğruluk mücadelesinde sözü sözümüze, yüzü yüzümüze, nefesi nefesimize, irâdesi irâdemize, duası duamıza kavuşmuş bütün dâvâ arkadaşlarıma teşekkürü ve vefayı borç biliyorum.
Allah’a emânet olunuz.
Saygı ve sevgilerimle.
Kardeşiniz
Yavuz AĞIRALİOĞLU
|